رایزنی فرهنگی ج.ا.ا در آنکارا- ترکی - Antik
Antik

 

Şehirler – Turizm

 

İRAN'a Görüntülü Gezmeye için Tıklayın

     İran doğa, tarih ve dini açıdan dünya turizminin câzibe merkezlerinden biri sayılmaktdır. İran’ın doğal çekiciliği sadece Batı ve Kuzey bölgelerinin göklere uzanan dağları, güneyin sakin kumsalları, iç kesimlerde yüksek irfanlı gölleri, güzel şelaleri, el değmemiş çölleri, koyu ormanları ve kendine  has doğal  hayatı ile sınırlı değildir. Belki de bu güzel ve el değmemiş doğanın çekiciliğini artıran en önemli nokta, çeşitli yaşam tarzları ve yerel gelenek göreneklerle oluşturduğu kompozisyon ve zenginliktir.

İran onbin yıllık tarihi geçmişi ve büyük medeniyetlerin  merkezi olması nedeniyle, insanlık tarihini ve  sonsuz çeşitliliğini araştıran turistlerin mabedi konumundadır.

İnsanlığın kurduğu ilk medeniyetlerden kalma yapı ve binalardan, İslam öncesi İran’da hüküm süren imparatorluklar olan Partlar, Hehamenişiler, Persler ve Sasaniler’den kalan görkemli yapılara  kadar hepsi olağanüstü güzellik ve görkeme sahiptirler.

İslam sonrası mimari ve şehirciliğin ölümsüz eserleri de turistler için İran’ın câzibe alanlarından biridir. İsfahan, Yezd, Meşhed, Kum, Şiraz ve Erdebil’in mescit ve dini mekanları İran’ın en önemli dini çekim merkezlerinden sayılmaktadır. İran’ın Kuzey Doğusunda bulunan Meşhed şehrindeki Şiilerin 8.İmamı İmam Rıza (a.s)’nın Türbesi müslümanların özellikle de Şiilerin en önemli ziyaret merkezlerinden sayılmakta ve her yıl kendisini ziyaret etmeyi arzu eden  milyonları çekmektedir.

    

İran’ı gezgiler gözünde câzib kılan bir diğer özelliği de şüphezsiz el sanatlarıdır. Halı başta olmak üzere İran el sanatları, dünya çapında az rastlanır  üne sahip olan geleneksel İran sanatlarıdır. İran kilimlerinin yanısıra minyatür, resim, hat sanatı, Türkiye’de “ebru” olarak bilinen “Ebr-u bad”, hatem sanatı, muarrak, ağaç oymacılığı, nakışçılık ve sırma işlemeciliği de bu el sanatlarının en meşhurlarıdır. İranı ziyaret eden turistler genellikle el sanatlarına ek olarak İran’ın dünya pazarlarında özel bir yere sahip olan fıstığı, safranı, havyarı, karidesi ve hurmasına yoğun ilgi göstermektedirler

 

Tahran :

     Tahran çok genç bir şehirdir. 1876 yılında sadece bir köy olan Tahran, Gacar Hanedanı  Ağa Muhmmed Han Gacar tarafından başkent olarak seçildi, böylece şehirleşme başlamış oldu. Yaklaşık 100 yıl önceye kadar Tahran, başkent olmasına rağmen bazı diğer İran şehirlerinden daha küçüktü.Öyle ki Rey şehrinin bir kasabası olarak geçiyordu. Şimdi o şehir Tahran’ın bir bölgesi olarak tanımlanmaktadır. Tahran şehrinin kuruluşu neolitik çağlara kadar gitmektedir. Bu şehir, şimdi olduğu gibi eski çağlarda da Elborz Dağları’na sırtını dayamış küçük bir yerleşim yeri olarak doğmuştur.

     Gacar Hanedanı’ndan sonraki devletlerin merkeziyetçi yaklaşımlarından dolayı diğer eyaletlerden göç alması sonucunda şu an en büyük İran şehri ve Orta Doğu’nun en büyük ketlerinden biri olarak tanımlanmaktadır.

     Şehir, Elborz sıra dağlarının eteğindeki bir platoya kurulmuş olduğundan ve çevresinde nehir, göl ve deniz gibi su kaynağının olmamasından dolayı iklim olarak kuru bir hava koşuluna sahiptir. Yazın 42 dereceye varan sıcaklık, kışın eksi 15 dereceye kadar düşebiliyor. Bahar ve sonbahar mevsimlerinde ise oldukça güzel bir havası olan Tahran yem yeşil parkları ve modern yapısıyla Avrupa şehirlerini  aratmıyor.

     Tahran daha sonraki dönemlerde de kazandığı bu önemi, dini merkez olan Kum ve Meşhed şehirlerinin yükselmesine rağmen yitirmedi. Elborz Dağı’nın eteklerinde bulunan geniş bir araziye yayılmış bu şehir, ilk yapılaşmasında diğer İran şehirlerindeki geleneksel yapıya uyarak iki veya en fazla üç katlı tuğla binalardan oluşmuştur. Binaların çoğunda sıva kullanılmamış, böylece bütün şehir kirli sarı renkli bir çöl kenti havasına bürünmüştür. Böylece Fars kültürü ve sanatı bu binalara yansımıştır. Binalarda tuğlaların yerleştirilişi bile bunların işçiliğinde ileri düzeyde bir zevk ve estetik özelliği bulunduğunu göstermektedir. Son dönemlerde dünyanın metropol şehirlerinde olduğu gibi Tahran’da da modern ve lüks yapıtların artması ve eskisine göre bambaşka bir görüntünün ortaya çıkmasına şahit olmaktayız.

     Tahran, aynı zamanda İran İslam Devrimi mücadelesinde önderlik yapmıştır. Bu devrim, hem Müslüman aleminde ve hem de tüm dünyada türünün tek örneğidir.

     Hemen güney’indeki Rey şehri, tarihi açıdan büyük öneme sahiptir. Bu şehir Selçuklu İmparatorluğu’nun kurucusu Tuğrul Bey’in ilk başkenti olmuştur. Tuğrul Bey’in mezarı “Burc-u Tuğrul” adıyla Rey kentinde bulunmaktadır.1197 tarihinde Moğollar tarafından yıkılana kadar bölgenin en önemli kenti olma özelliğini korumuştur. Yoğun şehirleşme olgusu sonucunda bugün Rey’le Tahran birleşmiş durumdadır. 2. İmam (İmam Hasan)’nın torunlarından Seyyid Abdu’l Azim El-Hasani’nin mezarı da Rey kentinde bulunmakta ve hergün yüzlerce insanın ziyaretine tanık olmaktadır.

     Tahran, İran’ın ticari nabzının attığı şehirdir. Tarihi kapalı çarşısı hergün onbinlece insanın uğradığı ve alışvreiş yaptığı bir merkezdir. Bu önemli çarşı günün bazı saatlerinde öylesine kalabalık oluyor ki insanların hareket etmesi bile neredeyse imkansız hale geliyor.

 

Gezilecek Yerleri :

İSLAM DÜNYASINDA BİR DÜNYA SEMBOLÜ

 

MİLAD ELEKOMÜNİKASYON KULESİ

 

Son yıllarda başkent Tahran’ın sembolü haline gelen Milad Telekomünikasyon Kulesi aynı zamanda İran İslam mimamirinin izlerini taşıdığı için özel bir öneme sahiptir. Dünyanın dört büyük telekomünikasyon kulesi arsında yer alan milad kulesi mimami özelliklerinin yanı sıra teknik açıdan da son derece önemli bir yapıttır. Bilinen o ki, iletişim, içinde bulunduğumuz çağın etkin kavramlarındandır. Aslında teknolojik ve bilimsel değerlerin ürünü olan iletişim olgusunda her ne kadar Amerika ve Avrupa ülkelerinin öncülük ettiği gündeme taşınsa da, şüphesiz bir gerçekle gerek orta doğu gerek İslam ülkelerinin bu öncü ülkeler arasında olması sürpriz olarak nitelendirilemez.

Günümüzde mimarlık disiplininin de dâhil olduğu iletişim, sanatla buluşma noktasında estetik bir değere ulaşarak somut bir hal alıyor. Bazen bir kentin simgesi , bazen bir mühendislik harikası ama en çok bilim ve teknolojinin ayaklandığı tasarım buluşması olan  iletişim, disiplinler arası hassas çalışmalarla karşımıza çıkıyor. 

Tahran kentinin, turizm sembolü olması amaçlanan telekomünikasyon kulesi yapımı 1994’te planlanmaya başlandı. İlk iki yıl konumlanmak için uygun yer seçimi üzerine çalışıldı. Kule 2009 senesindeki bitmiş son durumu ile 435 m. Yüksekliğe sahiptir ve dünyanın dördüncü en yüksek haberleşme kulesidir. Bu nedenle hassas, hızlı ve hiperaktif  bir çalışma temposu planı gerekliliği göz önünde tutuldu.

 

1994 ‘te, bu kulenin Tahran kentine ait bir simge yapı olması amaçlandı. Uzmanlar çeşitli alternatifleri araştırarak değerlendirmeler yaptılar ve sonuçta Gisha tepeleri kulenin konumlanması için uygun bulundu. 2000 yılında araştırmalar ve kararlara istinaden temeller atıldı. 2009 senesinde birinci etap tamamlanarak kule resmen ziyaretçilere açıldı. Şüphesiz ki büyük bir ekibin çalıştığı proje, İran’lı mühendis ve mimarların yeteneğini sergileyen bir eserdir.

İlginç ayrıntılarıyla dikkat çeken kulenin yapımında 161 ton çelik malzeme ve 100,000 perçin kullanılmıştır. Bu 3578 askeri tank yapımında kullanılacak malzemeye denktir. Yapım sonrası uzmanlarca incelenen 435 m yüksekliğindeki kule, Paris’teki Eiffel kulesinin yaklaşık 1,5 katı yüksekliğinde ve oturduğu alan 5,5 futbol sahası genişliğindedir. Su basmanla aynı tekniğe denk gelen şaft beton kısmı 315 m yani 115 kat yüksekliğindedir. Zira zirvesine oturan anteni bile 120 m. dir ki, bu neredeye 40 katlı bir binayla eş değerdir. 

Kulenin giriş lobisi 15,000 m kapalı bir alandır(yani 3 futbol sahası), temeli ise 12.000 m (yani 2,5 futbol sahası) büyüklüğündedir. Elektrik aksamı için yaklaşık 230 km kablo kullanıldı ki bu da Tahran’ın merkezinden kuzeyde Hazar deniz kıyılarına olan mesafesi kadardır. Kabloların dolaşımını sağlayan 25km boru kullanıldı( Demavend dağının 5,5 katı) . 80 km asansör şaftı kullanıldı, bu dünyanın 2 defa sarabilecek bir değerdir.  Kulenin ışıklandırılması, 1000 adet aydınlatma elemanı kullanıldı.

1,300,000 kişinin emeğinin ürünü olan bu eseri açılışından sonra kısa sürede 40,000 kişi ziyaret etmiştir.

  

Bazar-ı Bozorg (Büyük Pazar - Kapalı Çarşı):  Burası Tahran’ın sadece çarşısı değil sanki ekonomisinin kalbinin attığı yerdir. Büyük Çarşı, belki de İstanbul’daki Kapalı Çarşı’nın bir benzeri ama çok daha oryantal olanıdır. Buraya yapacağınız bir gezi size Fars ülkesinin bütün gizemini tattıracaktır. Fars ülkesinin tüm yönleri sanki buraya yansımış gibidir. Bütün doğu pazarlarının en büyüklerinden biridir. Şehir içinde bir şehir gibidir. Burada her şey yaşanır, sadece ticaret değil, sosyal olaylar, evlilikler ve siyaset bile... Pazarın birçok girişi vardır. Doğu istikametindeki giriş bölümünde lüks mallar, saatler ve kuyumcular yoğunlaşmıştır. Daha sonra halıcılar çarşısı gelir. Yürümekten yorulduğunuz zamanlar pazarın yan yollarından birine sapın, burası sizi mutlaka kapalı bölümden dışarı çıkartıp ya bir çayhaneye, ya bir nargile salonuna ya da bir havuzbaşına götürecektir.

     Bu pazarda neler yok ki? Bütün İran’ın perakende mallar sektörünün üçte biri bu pazardaki alışverişlerde gerçekleşiyor. Her sokakta, her sapakta ayrı bir ticaret konusu. Bakırcılar, kağıtçılar, baharatçılar, tenekeciler, halıcılar, şekerciler, çaycılar... Sadece bunlar değil, ondan fazla cami, birkaç otel, birkaç banka ve hatta pazarın kendine ait itfaiyesi bile var burada.

 

Derbend:  Tahran’ın yoğun trafiğinden ve yaz mevsiminde iseniz boğucu sıcaklığından kaçmak için en iyi alternatifiniz Derbend’dir. Derbend’e ulaşmak için öncelikle Tejriş Meydanı’na gitmelisiniz. Buradan da Derbend’e dolmuş-taksiler kalkar. Burası Tahran’ın en kuzey ucunda dağın eteklerinde kurulmuş bir tür eğlence ve piknik yeridir. Dağdan gelen bir derenin iki yamacı sayısız çayhane, kebapçı ve lokanta ile doludur. İki yamacın arasındaki daracık yoldan yukarılara doğru tırmanın. Hafta sonları yoğun ilgi nedeniyle adım atacak yer bulamayabilirsiniz. Ancak sayısı çok fazla olan restoranların şark köşesi stilinde döşenmiş tahtlarında mutlaka bir yer bulacaksınız. Hemen kendinize bir çay söyleyin. Çayın yanında kıtlama şekeri ile birlikte hurma da verilmektedir. Çıkarken sağdaki yamaçta küçük bir teleferik çok yüksekteki istasyona sizi taşıyacaktır. Buradan Tahran’ın panoramik manzarasını görebilirsiniz.

 

Ulusal Halı Müzesi:  Lale parkının kuzey cephesindeki bu müze, ünlü İran halılarından en seçme olanlarının sergilendiği yerdir. İki katlı bu müzede 16. yüzyıldan günümüze kadar gelmiş bir çok ender halı görebilirsiniz. Zararlı ışıklardan korunmak için müzede fotoğraf çekilmesine izin verilmemektedir.

 

Sa’dabad Sarayı Müzesi: Elburz dağlarının eteğindeki  Şemiran’da Şah’ın yazlık sarayı bulunur. Burada toplam 18 değişik müze bulunuyor. Sarayın Beyaz Saray isimli bölümü son Şah’ın babası Rıza Pehlevi’nin ikamet yeriydi. 54 odalı olan bu sarayın girişinde bulunan devasa Şah heykeli devrim sırasında sökülmüş ve geriye taştan yapılma dev boyutlarda iki ayakkabı kalmıştır. Törensel akşam yemeği salonunda bulunan 143 metrekarelik yuvarlak halı, herhalde türünün en büyüklerindendir.

     Şah’ın annesine ait olan ikinci bir saray sanki Şah’ın izlediği haince yaşantıyı halkın görüp ibret alması için yapılmış tarzdadır. Müze yönetimi “Kumar Salonu”nu eski fotoğraflarla süslü, oyun kağıtları ile olduğu gibi sergilemektedir.

     Burada ve Niavaran’da saraylar daha çok zengin bir ailenin terkettiği ve uzun süre bakımsız kalmış eski moda eşyalarının sergilendiği yerler gibi düzenlenmiştir.
Aynı bahçede yer alan Askeri Müze’yi daha ilginç bulabilirsiniz. Burada bulunan el yapımı silahlar arasında Irak lideri Saddam Hüseyin’in 1979 yılında Şah’a hediye ettiği bir tabanca da yer alıyor.

 

Tochal Teleferik : Tahran’ın en popüler teleferiği (İran’da Telekabin diyorlar) Velenjak Caddesinin sonundadır ve 3957 metrelik Tochal Dağı’nın bir bölümüne çıkmaktadır. İlk iki istasyona kadar yürüyerek de gidebilirsiniz. İstasyonların yakınında çayhaneler ve restoranlar halkın hizmetindedir. Teleferiğin ulaştığı yükseklikten Tahran’ın panoramik görüntüsünü izlemeniz mümkün. Tochal Teleferik Spor Merkezi’nin Resmi web sitesini : http://www.tochalcomplex.com/old/homeenglish.htm  adresinden ziyaret edebilirsiniz.

 

Arkeoloji Müzesi : Şuş kentinde bulunmuş ammurabi’nin kanunlarını gösteren kil tablet bu müzede sergilenmektedir. M.S. 3. veya 4. yüzyılda yaşamış bir madencinin öldüğünde tuzlu bir ortamda kalıp günümüze kadar çok az bozularak gelen “Tuz Adam” da buradadır.

Özgürlük Anıtı (Azadi Anıtı): 1971 yılında Pers İmparatorluğu’nun kuruluşunun 2500. yılında Shahyad Anıtı olarak yapılmıştır. Anıt, 2.500 adet yüzyüze bakan taş ile süslenmiştir. Anıtın orta katlarında bir İran Tarihi müzesi bulunmaktadır. Asansörle en üst kata çıkarsanız tüm Tahran’ı görebilirsiniz. Anıtın bulunduğu meydan, Meydan-ı Azadi adıyla anılmaktadır.

Ulusal Mücevher Müzesi: Ferdovsi Caddesi’ndeki Bank Melli’nin arkasında Alman Elçiliği’nin yanındadır. Mücevher uzmanlarına göre dünyadaki en değerli mücevher kolleksiyonu buradadır. Buradaki taşların geçmişi yüzlerce yıl geriye gider ve her bir değerli parçanın birçok savaşa neden olduğu buradaki yazıtlarda yazılı durumdadır. 1738 yılında Nadir Şah Afşar’ın Hindistan seferi sırasında kendisine para ve içinde Derya-yı Nûr (Nur Denizi) ve Kuh-i Nûr (Nur Dağı) elması bulunan hediyeler sunulmuş. Bunlardan Kuh-i Nûr elması daha sonra birçok el değiştirmiş ve şimdi Londra’da Tower of London’da sergilenmektedir. Darya-yı Nûr elması ise şu anda Ulusal Mücevher Müzesi’ndedir. 182 karat ağırlığıyla dünyanın en büyük pembe elmasıdır. 25 mm. genişliğinde, 38 mm. uzunluğunda ve 10 mm. kalınlığındadır ve çevresi 26 bin değerli taşla süslüdür.

     Bu müzenin giriş katında Prehistorik dönemden Sasanilere kadar birçok tarihi eser sergileniyor. Bunlar çoğunlukla İran’da araştırmalar yapan yabancı Arkeologların buluntularıdır. Her yerde karşılaşabileceğiniz eski kaplar, metal takılar ve heykelciklerin dışında Persepolis’te bulunan önemli tarihi eserlerin bazıları burada sergilenmektedir. Bunlar arasında I. Darius’u gösteren büyük bir rölyef, altın tabletler ile bronzdan bir köpek ve üç aslan figürü dikkati çekmektedir.

 

Cemaran Hüseyniyesi  ve İmam Humeyni’nin Evi

Tahran’ın kuzeyinde bulunan eski bir köyün adıdır Cemaran. Bir kaç yıl öncesine kadar Tahran’lılar adını bile duymamıştı. Şehir kalabalığından uzak, Elburz dağlarının eteğinde saklanan bu köy, yoksul ancak dindar insanların yaşadığı bir köydü. Daracık sokaklarında yürürken kendini tarihin ortalarında buluyordu insan; ta ki 1979’un Martına kadar. Bu tarihten iitibaren Cemaran’ın adı duyulmaya başladı. Zira İslam tarihinin en büyük devrimlerinden birini gerçekleştiren İmam Humeyni ömrünün geri kalanını burada bulunan Hüseyniye ve yanı başındaki sade ve küçücük evde geçirmek istemişti. Cemaran kısa zamanda dünyaca bir üne kavuştu ve adını tarihin sayfalarına böyle yazdırdı. Bir çok dünya lideri İmam’ı görmek için Cemaran’ın yolunu tuttu. Rahmetli İmam Humeyni 1989’da vefat edene kadar burada yaşadı. İmam'ın vefatının 40. gününde iki Fransız rahip İmam'ın yaşadığı evi görmek için geldiler ve Cemaran'daki evin sadeliğini görünce çok şaşırdılar. Dediler ki, "Bırakın burası hep böyle kalsın ve dünya böyle büyük ve ruhani bir insanın nerede yaşadığını ve misafirlerini nerede ağırladığını görsün".

 

İmam Humeyni’nin Mezarı: 1979’da gerçekleşen İslâm İnkılabı’nın lideri ve İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu, fakih ve arif İmam Humeynî (r.a), 24 Eylül 1902’de Humeyn şehrinde doğdu. Haziran 1989 yılında Tahran’ın Kalp Hastanesi’nde vefat etti. Tahran-Kum yolu üzerinde bulunan İmam Humeyni’nin mezarı hergün dünyanın dört bir yanından gelen 100’lerce sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir.

 

 Doğu Azerbaycan

Tebriz :

     Doğu Azerbaycan eyaletinin başkentidir Tebriz. Tahran'a uzaklığı 624 km. ve Türkiye sınırına uzaklığı 320 km.dir. Tebriz'in tarihsel geçmişi konusunda tartışmalı fikirler vardır. Bazı tarihçiler Milattan öncesine kadar giden bir geçmişten bahseder, bazı tarihçilere göre ise Tebriz'in önemli dönemleri İran'a İslam’ın gelişiyle başladığını söylerler. Arkeolojik kazılara göre ise Tebriz'in 5 bin yıllık bir geçmişi olduğu ortaya

çıkmıştır.

     Tebriz'in Müslümanların eline geçişi 642 yılındadır. Moğol işgalinin yıkmadığı birkaç şehirden biri olarak da Tebriz şanslı yerlerdendir. Moğol işgalinden sonra Safeviler devrinde Tebriz bir süre için İran'ın başkenti olmuştur. Arg-e Tebriz isimli Tebriz kalesi bu dönemden günümüze kadar kalabilmiş eserler arasındadır. Tebriz'deki birçok tarihi eser, şehirde yaşanan depremlerle yıkılmış ve kaybolmuştur. Safeviler Dönemi’nden sonra gelen Gacarlar Dönemi’nde gene başşehir olarak kalmıştır. Bu dönemlerde Osmanlı ve Rus ordularının sık sık akınlarına uğramıştır. Son 100 yılda Tebriz'in İran tarihinde önemli rolü olmuştur. 1906 yılındaki Anayasal Hareketlenmede siyasi hareketin merkezi durumunda olmuştur. 1950 yılındaki petrolün millileştirilmesi hareketlerinde ve 1978 yılından itibaren yaşanan İran İslam Devrimi sırasında da Tebriz hep önemli bir merkez olmuştur.

Şairler Mezarlığındaki Şairler Anıtı : Tebriz'in ilginç özellikleri arasında birçok şair yetiştirmiş olması da vardır. Dünya'da yetiştirdiği şairler için özel bir Şairler Mezarlığı’na sahip olan tek şehir Tebriz'dir diyebiliriz. Tebriz'in yetiştirdiği ünlü şairler arasında Saib Tabrizi, Ohadi Maraghani, Seikh Mahmoud Shabistani sayılabilir. Son dönemde yaşamış en ünlü şair ise hiç kuşkusuz Şehriyar'dır. Şehriyar'ın en ünlü eseri Heydar Baba, her zaman Tebriz’lilerin dillerinden üşürmediği bir şiir olmuştur.

 

Gezilecek Yerler:

Arg-e Tabriz: Tebrizdeki en önemli tarihi eser Tebriz kalesidir (Arg-e Tabriz). Bu kale, tamamı tuğla ile örülmüş bir yapıttır. Aslında 500 yıl kadar önce yıkılmış olan bir caminin yerine yapılmıştır. Kalenin bir adı da eski caminin adına gönderme yapılarak Mescid-i Alişah - Alişah Camisidir. Kalenin içinde sedece çok yıkık bir haldeki mihrap görülebilir. Yüksek surların bir zamanlar idam cezalarının infaz edilmesinde kullanıldığı söylenir.

Azerbaycan Müzesi: Tebriz’deki Azerbaycan Müzesi de görülmeye değer yerler arasındadır. 1957 yılında yapılmış ve daha sonra 1962 yılında yenilenmiştir. Müzede bulunan Etnolojik eserler Bölümü’nde bölgede yaşayan çeşitli göçebelerin ve kabilelerin giysilerinden, eşyalarından örnekler vardır. Arkeolojik eserler bölümünde 4 bin yıldan öncesine kadar giden çeşitli tarihi buluntular sergileniyor. Anayasal Devrim Bölümü’nde ise Tebriz’in yakın tarihine ait siyasi olaylardan fotoğraflar ve belgeler görülebilir.

Mescid-i Kabud (Gök Mescid): 1465 yılında yapılmış olan Gök Mescid (Masjid-i Kabud) geçirdiği birçok depremden sonra harabe haline gelmiş ancak iyi bir şekilde restore edilmiştir. Caminin içinde ve dışındaki çiniler güzelliğini hala korumakta ve bu camiye “İslam’ın Turkuvazı” adının verilmesini haklı çıkartmaktadır.

 

Kapalı Çarşı (Bazaar): İstanbul’daki Kapalı Çarşı’nın daha egzotik, daha yerel ve daha kalabalık bir şekli Tebriz’deki kapalı çarşıdır. İran’daki benzerlerinden çok farkı yoktur. Ama batılılar için (belki de biz Türkler için bile) çok egzotik bir havası vardır. Bu çarşının labirent gibi yollarında kendinizi kaybedin, herhangi sokağa sapıp gezin. Yorulduğunuzda önünüze mutlaka bir çayhane çıkacaktır. Burada İran Çayı içerek dinlenin, etrafınızdaki kişilerle Türkçe olarak sohbet edebilirsiniz.

     Kapalı çarşıda neler mi satılır? Neler satılmaz ki? Her türlü ev eşyası, kuruyemişler, antika eşyalar, cam eşyalar, elektronik malzemeler vb... En güzeli de nedir biliyor musunuz? Hiç kuşkusuz İran halıları... Kapalı Çarşı’nın önemli bir bölümü Halı ticaretinin yapıldığı yere ayrılmıştır. Halıcıların bulunduğu bu bölgede dünyaca ünlü, eşsiz Tebriz İpek Halıları’nı görebilirsiniz. Sadece görmekle yetinin, çünkü İran gümrüğünden dışarıya halı çıkartmak yasaktır.

 

El Gölü:   Tebriz şehrinin görülmeye değer yerlerindendir. 54675 metrekarelik bir alanda inşa yapılan bir havuz ve onun ortasında inşa edilmiş bir binadan ibarettir. Binanın yapılış tarihi bilinmemektedir. Ancak Abbas Mirza zamanında restore edilmiş ve Ş.1309/ m.1931 yılından itibaren yeri şekline dönüşmüştür. Bu mesire yeri, ferah yeşil bir alana sahiptir.

 

 İsfahan

İsfehan: İran’ın önemli sanat eserlerinin bulunduğu bir şehirdir. 16. yüzyılda çıkarılmış bazı  madeni paraların üzerinde bu şehrin önemini belirtmek için yer alan “İsfehan dünyanın yarısıdır” deyimi boşuna söylenmemiştir. Şehir, 640 yılında müslümanların eline geçmiştir. Daha sonra Deylemiler ve Selçuk hanedanları döneminde başşehir olarak seçilmiştir. Moğol orduları 1241 yılında İsfehan’ı işgal etmiş ve burada büyük bir katliam gerçekleştirerek binlerce kişiyi öldürmüştür. Daha sonra Timur'un orduları da İsfehan’a saldırılar düzenlemiştir.

     İsfehan, en parlak dönemini 15. yüzyılda yaşamıştır. Bu dönemde Safevi Sultanı Şah Abbas, ülkeyi Moğollardan temizlemiştir. Böylece ülkede birlik ve barışı hakim kılan Şah Abbas, İsfehan’ı başşehir yaparak, mimarisine önem vermiş ve günümüze kadar ulaşan önemli eserlerin bir çoğunu yaratmıştır.

     İsfehan’da bulunan birçok tarihi eserde kullanılan çinilerdeki mavi rengin tonu İran’ın kuru, sıcak iklimi ve kirli renkleri ile uyumlu bir kontrast içindedir. Şehrin sadece mimari yapısı değil, sakin, huzurlu atmosferi ve ılımlı iklimi de sizi olumlu yönde etkileyecektir. Bu şehir, tamamiyle bir yürüyüş alanı gibidir. Pazarda dolaşırken kaybolup gidebilir, çok güzel dekore edilmiş bahçelerde yorgunluğunuzu atabilir ve belki de birkaç İran’lı entellektüel gençle karşılaşıp fikir alışverişinde bulunabilirsiniz. Bu şehir size, gerçek İran kültür ve sanatının hangi duyarlı ve estetik noktalara erişmiş olduğunu iddiasız, gürültüsüz bir tatlılıkla gösterecektir. Burada sadece mistik ve sakin bir sanatsal duyarlılık vardır.

 

 Gezilecek Yerler :

Meydan-ı İmam : Burasının dünyanın en büyük meydanı olduğu söylenmektedir. Eski adı Meydan-ı Şah, bir diğer adı da Meydan-ı Nakş-i Cihan’dır. İsfehan’da görülecek birçok yere gitmek için buradan geçilir. Bu nedenle bu meydan, şehrin merkezi sayılabilir. Şehir planlamacılığının en güzel örneklerinden birisi olan bu meydanın boyu 500 metre ve eni 160 metre kadardır. Meydanın çevresi sütunlu yapılarla çevrilmiş ve ortasında geniş bir havuzu olan kapalı bir mekân oluşturulmuştur. Meydan-ı İmam, 1979 yılında UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Yerleri Listesi’ne alınmıştır.

     Meydanın çevresini oluşturan binada kapalı çarşı bulunur. Bu çarşıda özellikle ince İsfehan sanatından örnekler bulabilirsiniz. Bunlar arasında minyatürler, mozaik denilen sedef kakma işleri ve hatemkari, kalem zeni, enamel kaplama, metal işler dikkati çeker. Bu pazar eskiden haftada bir gün erkeklere kapatılıp kadınların rahatça alışveriş etmesi için tahsis edilirmiş. Bu sırada erkek dükkan sahipleri dükkanlarında oturup ortalıkta görünmezlermiş. Meydanı gezmenin en iyi zamanı öğleden sonra veya akşamüstüdür. Havuzun çevresindeki ışıkların akşamüstü yakılmasıyla meydanın atmosferi bir anda değişir ve tipik bir şark gecesi ortamı oluşur.

Mescid-i İmam : Eski adı Mescid-i Şah olan bu yapı, İmam Meydanı’nın güney ucunda bulunur. Mescidin içi, dışı her yeri İsfehan’ın sembolü haline gelmiş olan mükemmel mavi çinilerle kaplanmıştır. Geceleri, ışığı yansıtması ile bir başka güzellik sunar. Mescidin içine girdiğinizde mükemmel akustik nedeniyle küçük bir sesin bile ne kadar çok yankı yaptığını duyacaksınız. Bilimsel araştırmalarla burada 49 çeşit yankının oluştuğu bulunmuştur. Bunlardan ancak 12 tanesi insan kulağı ile algılanabiliyor.  İmam Mescidi, Şah Abbas tarafından 18 yıllık bir çalışma sonrasında 1629’da tamamlanmıştır.

Kakh-ı Aali Gapu  : Kelime anlamı Yüce Kapı demek olan bu saray 6 katlı yapısıyla meydana hakim durumdadır. Kraliyet ailesi, bu saraydan meydandaki faaliyetleri, şenlikleri izlerdi. Yüksek balkona çıkarsanız meydanın genel görünüsünü görebilirsiniz. Arka tarafta bulunan odalardaki dekorasyon da görmeye değer.

Şeyh Lütfullah Mescidi : Meydanın doğu köşesinde bulunan bu mescidi I. Şah Abbas, Lübnan’lı islam alimi ve kayınpederi Şeyh Lütfullah için yaptırmıştır. İlk yapıldığında mescid olarak değil dini sohbetler, dersler ve kişisel ibadet amacı güdüldüğünden minareleri yoktu. Burada İmam Mescidi’nden daha güzel fakat daha sâde bir estetik yapı görülür.

 Çehel Sutun (40 Sütun): Aali Gapu Sarayı’nın arkasında büyükçe bir park ve parkın içerisinde de bir yapı bulunur. Bu yapının yirmi tane sütunu vardır. Bu yirmi sütun, önündeki havuza yansır ve böylece, toplamı kırk sütun eder. Bu yüzden İsfahan halkı buraya “Çehel Sütun” yani “Kırk Sütunlu Saray” derler. Bu yapının içinde bir de eski eserler müzesi bulunmaktadır. Buraya kadar gelmişken herhalde gezmeden geçilmez. 

Sallanan Minareler (Menar Jonban): Nasrabad mahallesinin yakınlarında bulunan 14. yüzyılda yaşamış Amu Abdullah (Abdullah Amca) adlı bir dervişin türbesi olan bu yapıdaki minareler esrarengiz bir mühendislik (mimarlık) nedeniyle sallanmaktadır.

Köprüler:  İsfehan’ı ikiye bölen Zayendeh Nehri üzerinde eski dönemlerden kalma 6 değişik köprü kuruludur. Bunlardan en önemlisi Si-o-se Pol yani 33 Sütunlu Köprüdür. Bu köprünün, Allahverdi Han Köprüsü adında da anıldığı olur. 1602 tarihinde yapılmış ve günümüzde şehrin sembolü haline gelmiştir. 300 metre uzunluğunda ve 14 metre genişliğinde olan bu köprü araç trafiğine kapalıdır. Köprünün altında bulunan çayhanelerde gerçek bir şark çayhane ortamının nasıl olduğunu keşfedebilirsiniz. Zayende Nehri üzerindeki diğer büyük köprü, Hâcu (Khacu) köprüsüdür. Hâcu Köprüsü veya Şah Köprüsü, Timurlar Dönemi’nin sonlarında yapılmıştır.

 

HORASÂN
İpek yolu Güzergahı
 

En son idarî bölümlemelere göre Horasân eyaleti, Merkezi Horasan, Güney Horasan ve Kuzey Horasan olmak üzere üç eyalete bölünmüştür. Toplam 23 metropol, elli dört şehir, yetmiş dört köy ve yedi bin dokuz yüz doksan altı bucaktan oluşan Horasân eyaletlerinin büyük şehirleri şunlardır: Meşhed (Merkezi Horasanın Merkezi), Bircend (Güney Horasanın Merkezi), Bocnurd (Kuzey Horasanın Merkezi), İsferayin, Bardeskan, Taybad, Türbet-i Cam, Türbet-i Haydariye, Çenaran, Haf, Dergez, Sebzevar, Serahs, Şirvan, Firdevs, Feriman, Kaynat, Koçan, Kaşmar, Gonabad, Nehbandan ve Nişabur.

Görülecek Yerler:

Astân-ı Kuds-i Razavî: Meşhed şehrinde yer alan Astan-ı Kuds-i Razavî Türbesi İslâm Dünyası’nın en büyük, en görkemli ve en geniş türbelerinden biridir. Yüzyıllar boyunca İmam Rıza (a.s.)’nın kabri üzerinde genişlemiştir. Muhtelif yüzyıllara ait tarihî ve sanatsal izler taşımaktadır. Yapıtın tarihi h.k. 203 bir diğer söylenceye göre 202 yılında, İmam Rıza (a.s)’nın şehadetinden sonra mübarek naşının Harun El-Reşid’in kabri üzerine yerleştirilmesinden sonra inşa edilmiştir.  

Hekim Ebu’l Kasim Firdevsi :  Ebû’l-Kasım Firdevsî’nin kabri Fars Edebiyatı tutkunlarının ziyaretgâhıdır. Tûs şehri ününü bu yüce şahsiyete borçludur. Anıt mezarın şu anki yapısı yeni dönemlere aittir.

 

Hakim Ömer Hayyâm: Nişabur’lu büyük matematikçi, astronomist, şair ve hekim Ömer Hayyâm’ın kabri, İran bahçelerinin en görülmeye değer olanlarından biridir. Ömer Hayyâm’ın kabri bu bahçe içinde yer alır.

Kelât Nadirî Külliyesi: Meşhed’in 180 kilometre güneyinde yer alan Kelât Hisarı iki tarafı yüksek dağlarla çevrili bir ırmak gibidir. Bu bölgenin tarihî eserleri Nadir Şah zamanına aittir.  

 İmam Muhammed Gazali : Asıl adı Ebu Hamed Muhammed Gazali hg. beşinci yüzyılın ikinci yarısında (hg.450) İran’ın Tus kentinde doğdu. Birçok İslami ilim alanında zirve noktalara ulaşan değerli İslam âlimi Gazali onlarca değerli eser geride bıraktıktan sonra hg. 505 yılında vefat etti. Anıt mezarı Tus kentinde bulunmakta ve her sene düyanın dört bir köşesinden gelen binlerce ziyaretçinin mutlak uğradığı yerlerden biridir.

 İmamzâde Mahrûk Türbesi:  Emevi halifesine baş kaldırınca yakılarak öldürülen Muhammed bin Ali bin Hüseyin, Peygamber’imizin torunlarından biridir. Yakılarak öldürüldükten sonra külünü bu mekanda toprağa vermişlerdir. Mahruk kelimesi Arapçada yakılan anlamındadır. Hayyam Bahçesi’nin ortasında yer alan bu türbe çinili bir kümbete ve yüksek eyvanlara sahiptir. 10. yüzyılın güzel yapılarından sayılır. Künbetin altında İmamzâde Muhammed Mahrûk’un kabri bulunmaktadır. Eyvanın mozaik çini kitabesi, oyma sandukası ve giriş kapısı Birinci Tahmasıb zamanındandır.  

  Nişaburlu Şeyh Attâr: İran’lı meşhur arif ve şair Ferideddin Ebû Hamid bin Ebubekir bin İshak-ı Attâr yaklaşık olarak hg. 540 yılında dünyaya gelmiş ve hg. 618 yılında vefat etmiştir. Attâr’ın kabri Nişabur’un 6 kilometre güneyinde, İmamzâde Mahrûk’un kabrinin yakınlarında yer alır.  

 Kemalü’l-Mülk: Nişaburlu Şeyh Attâr Bahçesi’nde İran’lı meşhur ressamlardan Muhammed Gaffarî’nin kabri yer alır. Anıt mezar ş.1341 / M. 1962 yılında yapılmıştır.  

Hacı Bektaş-ı Veli : Gerçek ismi, Seyyid Muhammed bin İbrahim Ata'dır. İran'ın Nişabur kentinde 1209 senesinde doğmuştur. 40 yaşına kadar burada eğitim aldıktan sonra Hoca Ahmed Yesevi’nin halifesi olmuş daha sonra Anadolu’ya yerleşerek birçok talebe yetiştirmiştir. Kendisinin de bağlı olduğu "Ahilik Teşkilatı" ile, Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrinde Anadolu'da sosyal yapının gelişmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. 1271’de Anadoluda vefat eden bu zatın doğduğu Nişabur kenti her gün onlarca ziyaretçinin akınına uğramaktadır.

 

FARS

Pars Kültür, Sanat ve Edebiyatı Hazinesi

    En son idarî bölümlemelere göre Fars eyaleti, altı metropol, kırk sekiz şehir, altmış ilçe ve yüz seksen beş köyden oluşur. Eyaletin merkezi tarihi Şiraz kentidir. Yüzölçümü yaklaşık 133 km2’dir. Fars eyaletinin büyük şehirleri şunlardır: Abâde, İstehban, Eglid, Buvanat, Cehrem, Dârâb, Sepidan, Şiraz, Fesa, Firuzabâd, Kazrun, Lar, Larmerd, Marvdaşt, Memeseni ve Neyriz.

 

 Görülecek Yerler:

Şah Çerağ: Şah Çerağ ismi, Şiî’lerin sekizinci imam Hazret-i Ali bin Musa Er-Rıza (a.s)’nın kardeşine verdiği bir lakaptır. Şah Çerağ, Şiraz şehrinin en önemli ziyaretgâhıdır. Hazret-i Şah Çerağ’ın Türbesi ayna işlemeleriyle, alçı işlemeleri yazıtlarla süslü olup kapıları gümüştür.

Bağ-ı İrem: Şiraz’ın en çok ilgi çeken ve en güzel bağlarından birisidir. Başları gökyüzüne ulaşan servi ağaçlarıyla, güzel güllerle ve kenarında sulama kanallarıyla süslü bu bağ Sasanîler dönemi bağlarına benzemektedir. Köşkün dış cephesindeki çini süslemeler, Yusuf ve Züleyha ve Ferhat ile Şirin meclislerinin betimlemelerini göstermektedir.  

 Sa’dî Anıt-Mezarı:   Fars Edebiyatı’nın önde gelen şair ve ediplerinden Sa’dî’nin mezarı buradadır. Bu mezar geçmiş yüzyıllarda birçok defa değişime uğramış ve restore edilmiştir. hş.1301/m.1923 yılında açılan binanın altında berrak bir pınar akmaktadır. Kuzey batıda eyvandan yapılmış basamaklar sayesinde pınarın içine inilebilmektedir. Sâdi’nin Bostan ve Gülistan adlı eserleri dünya edebiyatının önde gelen eserlerinden sayılır.

Hâfız Anıt-Mezarı: Fars dilinin bir diğer büyük şairi irfanî şiir ve gazel divanı ile meşhur olan Hâfız’dır. Anıt-mezar karşısındaki Kerim Han Dönemi’nden kalma amfideki dört sütuna, on altı sütun daha eklenmiştir. Şu an amfinin yirmi sütunu bulunmaktadır. Türkiye’nin ünlü şairi Yahya Kemal Hafız’la ilgili şöyle bir şiir yazmıştır:

Hafızın kabri olan bahçede bir gül varmış
Yeniden her gün açarmış kanayan rengi ile

Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şirazı hayale yine ahengiyle

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde
Gönül her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter

Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar her gece bir bülbül öter

Kur’an Kapısı: Bu bina Deylemiler dönemi’nde inşa edilmiş ve son zamanlara kadar kentin asıl giriş kapısı olarak kullanılmıştır. Ancak son zamanlarda şehrin büyümesiyle birlikte başka giriş yolları inşa edilince Kur’an Kapısı, tarihi bir bina olarak koruma altına alınmıştır.

Atik Ulu Camii: Sanat üslubu açısından diğer camilerden ayrılan en eski camiidir. Camiinin geçmişi hicri 281 yılına, Amr Leys Saffarî zamanına kadar uzanır. Camiinin en önemli giriş kapısı, karşılıklı iki sütun üzerine çinilerle on iki imamın isimlerinin yazıldığı kuzey giriş kapısıdır. Mozaikleri açısından bu yapı benzersizdir.

Pasargad: Şiraz-İsfahan yolunun yüz otuz beşinci kilometresindeki Pasargad sarayları, iki bin beş yüz yıl önce Büyük Koroş’un emriyle yapılmıştır. Yapı, Koroş’un anıt-mezarını, Koroş’a ait özel saray, teşrifat sarayı ve dinî mekanı (ateşkede) içermektedir.

Persiapolis (Taht-ı Cemşid): Rahmet Dağı’nın eteklerinde, Mervdeşt korusunun karşısında ve Şiraz’ın elli beş kilometre kuzey doğusunda yer alır. Bu binalar topluluğu Ahameniş hükümdarı I. Darius’un emriyle yapılmıştır. Tarihî açıdan bu sarayın yapılışının başlangıcı M.Ö. 125 yılına ulaşır. Taht-ı Cemşid Sarayları’nın genişliği 125 m2’dir. Taht-ı Cemşid Sarayları’nın yapılışı yaklaşık 180 yıl sürmüş, 200 yıl ayakta kalmıştır. Saraylar M.Ö.. 330 yılında İskender tarafından yakılmıştır.  

 Apadana: Apadana, Taht-ı Cemşid’in en eski ve en büyük sarayıdır. Darius’un emriyle yapılmıştır. Basamaklar yoluyla Ayna Sarayı’na ulaşılabilir. Bu saray Darius’un özel sarayıdır.  

Zerdüşt Kabesi:      Şiraz’ın Nakş-i Rustem Tarihi eserlerinin hemen yakınında Kabe’ye benzer bir bina bulunmaktadır. Bu bina diğer binalar gibi 2500’ün üzerinde bir geçmişe sahiptir. Zerdüşt mensupları tarafından kutsal bir mekan olarak bilinmektedir. Bu binanın üzerinde görünen pencereler ise Zerdüşt ayinlerine göre ölülerin yerleştirilmesi için yapıldığı ve içeride mum yakmak amacıyla kullanıldığı söylenmektedir.

                                                                                                   

 El Sanatları ve Hediyelik Eşya: Eğirmecilik, maden işlemeciliği, kakmacılık, halı dokumacılığı, hasır örmeciliği, oymacılık, çanak-çömlekçilik, çarık işlemeciliği, keçecilik, dericilik, taş oymacılığı ve camcılık eyalette yaşatılan önde gelen el sanatlarındandır. Hurma, incir, turşu çeşitleri, içecek, kese, Laristan kınası, nar ve zaferan eyalete mahsus hediyeliklerden bazılardır.

 

YEZD

 Antik İran Uygarlığından Görünümler

     En son idari bölümlemeye göre Yezd eyaleti yedi anakent, on beş şehir, on dört ilçe ve otuz sekiz köyden oluşmaktadır. Büyük şehirleri şunlardan ibarettir: Ebrkûh, Erdekân, Bafk, Teft, Mehriz, Meybod ve Yezd.  

Görülecek Yerler:

 Ulu Camii: Yezd’deki Kebir Ulu Camii, İran’ın en değerli eserlerinden, daha doğru bir ifadeyle,  gerçekte bir mimarlık hazinesidir. Temel yapısı hicri kameri altıncı yüzyıla hatta daha önceki dönemlere ait olduğu düşünülmektedir. Ancak şu andaki Ulu Camii, Muzafferiler zamanına, hicri kameri sekizinci yüzyıla aittir.  

 

Seyyid Rükneddin Kabri:   Seyyid Rükneddin Kabri, güzel ser-der(giriş kapısı) ve kümbedi ve çinilerden oluşan dış örtüsüyle bir mimarî örneğidir. Kûfî hatla yazılmış bir kitabesi vardır. Mezar, hicri kameri sekizinci (725) yüzyıla aittir. Künbetin içi güzel alçı işlemeleriyle kaplıdır. Bu işlemeler, mimarî sanatının meşhur destekçilerinden Emir Rükneddin Muhammed Gazi tarafından yapılmıştır.

 Emir Çakmak Mescidi:  Emir Çakmak Mescidi (yeni Cuma Mescidi), sahip olduğu yüksek görkemli ser-der (giriş kapısı) ve ilginç celu-hanı (önündeki açık alan) ile kendine yakışır bir ünü vardır. Mescid büyük bir kümbede ve yüce bir soffaya sahiptir. Kitabesi hattatlık sanatı açısından çok kıymetlidir.  Emir Çakmak Mescidi hicri kameri 830 yılında yapılmıştır. Fakat şimdiki ser-der, çinili yüksek iki minaresi ve birkaç kemerimsi girişi hicri kameri on üçüncü yüzyıla ait yapılardandır.  

 

Devletabâd Bağı:  Devletabâd Bağı tarihî külliyesi, şu bölümlerden oluşur: İmaret, rüzgar kulesi, harem, cennet, müstahdemler imareti, divan, ahır ve deve ahırı, asıl ser-der, sarnıç ve ağaç bahçesi.      

Zerdüştîlerin Ateşkedesi: Zerdüştîlerin ateşkedesi, Zerdüştîlere ilişkin görülecek yerlerdendir. Ateşkede, yapıdan ve ağaç bahçesinden oluşur. Son yüzyılda yapılmış olmasına rağmen Zerdüştîlerin saygı duydukları ateşkede içerisinde sürekli yanan kutsal ateş bin beş yıllık bir geçmişe sahiptir. Ateşin sürekli yanar halde olması gerekmektedir. Ateş bu yapıda korunur ve sönmemesine dikkat edilir.  

 

  Kum

Din Eğitiminin Merkezi

     Kum eyaleti, kuzeyinde Tahran, Tuz Gölü ve Sâve, güneyinde Delîcan, Kâşân ve Mehallat, doğusunda Aştiyân ve Tefriş ile çevrelenmiştir. Kum eyaletinin yüzölçümü 10,743 km2 ve denizden yüksekliği (rakım) 930 metredir. Yarı çöl havasına sahip olup yılın en sıcak ayı ortalama + 43 derece hava sıcaklığıyla Temmuz –Ağustos aylarına rasgelen Tîr ayıdır. Yılın en soğuk ayı ise ortalama +4 derece ile Dey (Ocak) ayıdır. Ancak bazen daha soğuk kışlar da oluyor ve hiç beklenmedik soğuklara tanık olunabiliyor. Bu özel şartlarda hava sıcaklığı - 30 derecelere kadar düşebiliyor. Örneğin 2008 yılının Ocak ve Şubat aylarında olağanüstü hava şartlarına tanık olan İran, Kum kentinde -30 derecelere varan dondurucu soğuklara tanık oldu. Birçok Dini Yüksek Eğitim Merkezi’nin bulunduğu Kum, İmam Humeyni gibi yüce şahsiyetlerin yetiştiği ve dünyanın en büyük bilim kentlerinden biri sayılır.

Görülecek Yerler  :

Hazret-i Masûme (s.)’nin Anıt-Mezarı: Hazret-i Masume (s.a)’nin anıt-mezarı ve Kutsal Cemkerân Camii, yıl boyunca Ehl-i Beyt dostlarının ziyaret seline uğrar. Bu iki ziyaretgâhın dışında Kum şehrinde 300’den fazla İmam-zâde’nin türbesi bulunur. Kum Tahran ve Selefçegân otobanı ile kuzeye, güneye ve batıya açılan demiryolları sayesinde ülke ile birleşir.

 Cemkerân Camii: Hg. dördüncü yüzyılın sonlarına doğru inşa edilen  Cemkerân Camii, Kum şehrine altı kilometre uzaklıktadır. İmam Zaman (a.s)’ın emriyle yapıldığına inanılan bu Cami, İran’ın ve dünyanın farklı bölgelerinden birçok ziyaretçinin akınına uğrayan mekanlardandır.

 

  BATI AZERBAYCAN

Irmaklar, Göller ve Havzalar Ülkesi

      En son idarî bölümlemelere göre Batı Azerbaycan Eyaleti on iki metropol, yirmi iki şehir, yirmi sekiz ilçe, yüz üç köy ve üç bin iki yüz yirmi yedi bucaktan oluşmaktadır. Merkezi, tarihî Urumiye şehridir. Diğer büyük şehirleri ise şunlardır: Bukan, Piranşehr, Tekab, Hoy, Serdeşt, Selmas, Şahindej, Maku, Mahabad, Miyandu’ab ve Nagade. İran – Türkiye sınırının neredeyse sıfır noktasında olan Urumiye, Türk iş adamları ve sanayicilerin ilgi odağı olmuştur. Ayrıca kurulmuş olan sınır pazarları her gün 100’lerce Türk vatandaşının alış-verişine tanık olmaktadır.

 

 Görülecek Yerler:

kara Kilise (Tatavus Kilisesi):  Maku şehrinin Siyah çeşme ilçesine bağlı Kara Kilise köyünde yer alan bu kilise Aziz Tadi’nin mezarıdır. Ermeni kaynaklarına göre Sasanîler zamanında bir kısım Ermeniler genelde Zerdüşt dinine diğer kısmı da Mihr-perestlik (Güneşe tapanlar) dinine mensuptular. İlk defa miladi 43 yılında Hz. İsa’nın müjdecilerinden Tatavus ve Batlamyus isminde iki kişi Maveraünnehir’in kuzeyinden geçerek tebliğ için Azerbaycan’a gelmişlerdir.

 Ulu Cami: Pazar içinde yer alan bu bina hicri kameri yedinci yüzyılın ortalarında yapılmıştır. Mihrabı alçı işlemeciliği açısından Moğollar döneminin en güzel eserlerinden birisidir.

Urumiye Pazarı: Şehrin merkezinde yer alır. Pazar, attarlar, kuyumcular, manifaturacılar gibi esnaf sınıflarının bir araya geldiği yerdir. Pazar’ın geçmişi Zend ve Gacarlar dönemine uzanır.  

 Urumiye Gölü: Kuzeyden güneye uzanan ve Azerbaycan’ı doğal bir biçimde Doğu- Batı diye ikiye ayıran dikdörtgen şeklinde bir göldür. Genişliği altı bin kilometre kare, boyu yüz otuz beş kilometre ve eni on beş-elli kilometreleri arasındadır. Gölün derinliği altı ila on altı metre arasında değişmekte olup suyu acı ve çok tuzludur. İçinde Artanya Salanya ismindeki kırmızı derili su canlısından başka bir canlı yaşamamaktadır.

 Süleyman’ın Tahtı: Eyaletin Tekab şehrinin kırk iki kilometre kuzey doğusundaki Süleyman Tahtı Sasanîler’den İlhanlılar Dönemi’nin en belirgin eserlerindendir.

 El Sanatları ve Hediyelik Eşya: Urumiye eyaletinin en önemli hediyelikleri ahşap eşyalar, ipek elbiseler, el örgüleri, bal, bitkisel içeceklerden ibarettir.

 

HAMEDAN

İran Tarihinin Devamı      

Hamedan eyaleti sekiz metropol, on altı şehir, on sekiz ilçe ve  altmış sekiz köyden ibarettir. Merkezi Hamedan şehridir. Diğer büyük şehirleri şunlardır: Nahavend, Tuyserkan, Malayer, Kebuderaheng, Esedabâd, Behar ve Rezen.  

 Görülecek Yerler:

 Ebû Ali Sina (İbn-i Sina): İranlı meşhur tabip ve filozof Şeyhü’r-Reis Ebû Ali Hasan bin Abdullah bin Sina Hamedan şehrindeki Ebû Ali Sina’nın anıt mezarı meydanındadır. Anıt mezarın planı  İslamî-İran mimarîsinin en eski binası olan Kavus Künbeti örnek alınarak bir takım cüzî değişikliklerle inşa edilmiştir.

 Fersef Köprüsü: Tuyserkan’ın Fersef köyünün güney batısının sonunda, bol suyuyla tanınan Kulkul ırmağının bir kolu üzerinde yer alan bu köprü birçok köyü birbirine bağlamakta, aralarında ulaşımı sağlamaktadır. Köprü Safevîler dönemine aittir.

 Genc-nâme Yazıtı: Darius ve Hoşayar zamanından kalan Genc-nâme yazıtları Hamedan’ın beş kilometre batısında, Abbas Abâd’ın sonunda yer alan Elvend Dağı’nın kayalıkları üzerine kazınmıştır. Her bir yazıt üç sütun ve yirmi satırdan oluşmaktadır. Antik Farsça, Babilce ve Antik İlamî dilinde yazılmışlardır.

 Alisadr Mağarası: Dünyanın en ilginç ve emsalsiz göl mağaralarından Alisadr Mağarası, 1963 yılında Hamedan’lı bir grup dağcı tarafından keşf edilmiş, Hamedan’ın 75 kilometre güneyinde bulunan Alisadr köyünün ismini almıştır. Bu nadir doğa harikası dünyanın dört bir yanından gelen jeoloji araştırmacıları başta olmak üzere turizimcilerin ilgi odağı olmuştur. Hamedan’a gelen her turistin mutlaka uğradığı bir mekandır. Yeraltındaki doğa harikalarını görmek için bulunmaz bir fırsat olan bu mağara insanı bam başka bir dünyaya götürürmektedir. Küçük sandallarla mağaranın içindeki gölü gezerken kesinlikle kendinizi tarihin derinliklerinde hissedeceksiniz.  

 

  LORİSTÂN

 Doğanın Hayret Uyandıran Tablosu

         Loristân eyaleti, kuzeyinde, Merkezî eyalete bağlı Hamin ve Erak şehirleri ve Hamedan eyaletine bağlı Melâyir ve Nihâvend şehirleri ile; güneyinde, Huzistân eyaleti ile; doğusunda, İsfahan eyaletine bağlı Feriden ve Golpayegân şehirleri ile ve batıdan da Bahteran ve İlâm eyaletleri ile çevrilidir.  

 Görülecek Yerler:  

 Felek’ül-Eflâk Kalesi:

Hürremabâd’daki görkemli Felekü’l-Eflâk (Felekler Feleği) diğer bir isimle Şapurhavât Kalesi’nin geçmişi Sasanîler dönemine ulaşır. Kale on iki burca sahip olup, her bir burc ay boyunca gün ortasının göstergesi olmuştur. Kale hisarında bulunan şerefelerde savunma amaçlı küçük pencereler mevcuttur.  

 Gehr Gölü: Gehr Gölü, ülkede bulunan doğal dağlık göllerin en güzellerinden birisidir. Firuze taşı misali bölgenin kalbinde saklı kalmıştır.  

 Oşturânkûh:  Kendine özgü çevre koşulları ve yaşam alanı özellikleriyle yabani hayvanların özellikle de memeli hayvanların yaşamaları ve üremeleri için uygun bölgelerden biri olan Oşturânkûh, Loristân’ın en çekici bölgelerindendir. Zagres Ormanları’nın kalbinde yer almasından dolayı Oşturânkûh denizden üç bin beş yüz metre yüksek soğuk zirvelere ve ayrıca nispeten sıcak derelere sahiptir.

Do-Rûd Koruluğu Şelalesi:  Her yıl turlarını kendisine çeken Loristân’ın doğal güzelliklerinden bir başkası olan Nûr-jiyan Şelalesi, aynı isimle anılan Hürremabâd’ın otuz kilometre güneybatısındaki ormanlık bölgede yer alır. Kör balık adı verilen balık türü dünya üzerindeki en nadir balık türlerinden birisidir. Bu balık türü Hürremabâd’ın yedi dar şehir bölgesindeki mağarada bulunmaktadır.  

 

 KERMANŞAH

Sır Hazineleri Bölgesi

     İran’ın batısında yer alan Kermanşah eyaleti kuzeyde Kürdistan, güneyde Loristan ve İlâm eyaletleriyle, batıda Irak ile ve doğuda Hamedân eyaletiyle komşudur. Kermanşah eyaletinin genişliği 24.500 km2 den fazla yüzölçümüyle İran’ın batısında dikdörtgen şeklindedir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1200 metredir.

 

  Görülecek Yerler:   

Tak-ı (Alınlık) Bostân: Dağın içi oyularak yapılan ve çok eskilere dayanan bu külliye büyük ve küçük olmazk üzere iki alınlıktan oluşmaktadır. Büyük alınlığın işlemelerinde el ele tututşup halka oluşturmuş iki melek figürü ile Hüsrev Perviz’i at üzerinde gösteren bir resim göze çarpmaktadır. Daha küçük olan alınlığın işlemesi İkinci ve Üçüncü Şapur dönemine aittir. Ayrıca Pehlevî dilinde yazılmış iki yazıt vardır.  

 Herkül Heykeli: Bisütun yazıtının aşağısında bulunan bir heykelin arkasına eski Yunan Alfabesi ve diliyle yazılmış bir yazıt kazınmıştır. Bu heykel Eşkanî hükümdarı Birinci Mihrdâd’ın saltanat ettiği döneme rastlayan milattan önce 153 yılında yapılmıştır.

 Bisütun: Kermanşah’da Hamedân Caddesi’nin yanındaki bir dağın yirmi metre yüksekliğinde Ahamenişler döneminden kalma bir işleme vardır. Bu işlemede Darius uzun boyuyla ve çekici yüzüyle ayakta dururken resmedilmiştir.

 Anahita Tapınağı: İran ve Yunan mimarîsi kullanılarak yapılan bu tapınak taş kalıplarından yapılmış çok büyük bir tapınaktır. Milattan önce 200 yılına aittir. Tapınaktan günümüze yuvarlak birkaç sütun ulaşmıştır.

Abkurî Kale Mağarası: Pave şehrindeki Şahu dağı’nın batı eteklerinde yer alan bu mağara Asya’nın içi su dolu en büyük mağaralarından birisi olup aynı zamanda İran’ın en uzun mağarasıdır.

 El Sanatları ve Hediyelik Eşya: Kermanşah eyaleti önemli el sanatlarına sahiptir. Bunlar arasında çarık, perde işlemeciliği, halı dokumacılığı ve bakır üzerine farklı tasarımlar kullanarak resim yapmaya değinilebilir. Eyalete mahsus tatlılar ise şunlardan ibarettir: Pirinç ekmek ve şekerli ekmek. Özellikle bu iki tatlı yabancı turistlerin çok fazla ilgisini çekmektedir.  

 

 KÜRDİSTAN

Misafirperverliğiyle Ünlü

  Kürdistan eyaleti sekiz metropol, yirmi bir ilçe, yetmiş sekiz bucak ve bin yedi yüz altmış iki köyden oluşur. Eyaletin merkezi Senendec şehri olup diğer şehirleri şunlardır: Bane, Bicar, Divandere, Karuh, Merbevan ve Kamyaran.  

 

Görülecek Yerler:

 Senendec Kışlak Köprüsü:  Safeviler dönemine ait bir yapı olan bu köprü İsfahan’daki Sî o Se (otuz üç) Köprüsü’ne çok benzemektedir. Kışlak Köprüsü taştan ve acurdan yapılmış  olup aralarında altı oda bulunan altı kemere sahiptir.

 Hüsrevabâd İmareti:  Ajur ve taşlardan yapılmış olan bu yapı Gacar Dönemi’nin ilk yıllarında hükmetmiş Büyük Emanullah Han’ın emriyle yapılmıştır. Yapı geçmişte çok güzel on iki caddeye, dört büyük havuza ve imarete sahip olmuştur. Yapının alçı ve ayna işlemeleri çok güzel ve görülmeye değerdir.

 Senendec Ulu Camii: Ulu Camii hicri kameri on üçüncü yüzyılda Emanullah Han tarafından yaptırılımıştır. Güzel ve sağlam yapısının yanısıra ince çiniciliğe, oldukça geniş iç alana, yirmi dört sütunlu iki eyvana, otuz beş küçük kümbedli tavana ve on iki odalı (hücre) bir alana sahiptir.  

  

KERMAN

 Bir Eyalette Üç Bin Yıllık Tarih

     En son idarî bölümlemelere göre Kerman eyaleti on metropol, yedi şehir ve otuz ilçeden oluşmaktadır. Büyük şehirleri; Baft, Berdsir, Bem, Cireft, Refsencan, Zerend, Sircan, Babek, Kerman ve Kehnuc’dan ibarettir.  

  Görülecek Yerler:      

Kerman Ulu Camii: İran’ın en güzel camiilerinden birisidir. Geniş bir ser-dere, sahna, eyvana ve şebistana sahiptir. Ana giriş kapısının üzerindeki kitabeye göre yapılış tarihi hicri kameri 570 yılıdır. Yapının en değerli kısımları çini mozaikleri, miharabı ve doğu giriş kapısıdır.

 Genc Ali Han Külliyesi: Genc Ali Han Külliyesi, meydan, medrese, kervansaray, hamam, sarnıç, darbhane, mescid ve pazardan oluşur. Bu külliyede birkaç kitabe göze çarpar. Her bir kitabe ait olduğu yapının yapılış tarihini tam olarak göstermektedir. 

 

 Genç Ali Han Hamamı: Hamamın girişi pazarın güney tarafında bulunur. Hamam,  uygun bir alanda sanatın mimariyle birleşmesinin güzel bir örneğidir. Genç Ali Han Hamamı, çinileriyle, nakşeleriyle, alçı işlemeleriyle, mozaikleriyle, taş ve ince süslemeler kullanılarak yapılmış kemerleriyle yenilikçi bir eserdir.

Vekil Külliyesi: Vekil Külliyesi, diğer bir değerli tarihî anıttır. Hicri kameri 1275 yılında yapılmıştır. Pazar, hamam, mescit ve kervansaraydan oluşur

 Mahan Asitanesi: Mahan Asitanesi, Kerman’ın otuz beş kilometre güney doğusunda ve Kerman-Bem yolunda yer alır. Yüksek dağ eteklerine kurulmuş bu güzel şehir, coğrafi konumu itibariyle sahip olduğu bol su kaynakları bu bölgenin güzelleşmesine sebep olmuştur. Asitane son altı yüzyıllık mimarî sanatı ve çok güzel bahçecilik sanatıyla çok güzeldir. Asitane, ser-der, güldeste, çilehane ve sahından oluşur.

 Tarihî Mahan Bağı: Tarihî Mahan Bağı, diğer adıyla Şahzade Bağı, Mahan’a altı kilometre uzaklıktadır. Bağ, imaret, ser-der ve hamam gibi muhtelif bölümlerden oluşur. Mahan Bağı’nın en değerli bölümlerinden biri su ulaştırma ağı ve ona bağlı su havuzlarıdır

 

 Erg-i  Bem (Bam Köşkü) :

Bem şehrinin kuzey doğusunda yer alan islam öncesine ait dünyanın en büyük kerpiç köşkü Erg-i Bem yükseklikler ve dağ etekleri üzerinde büyük kaya parçaları üzerinde kalıcı bir kale oluşturmuştur. Bölge halkı bu kaleyi Erg (Köşk) olarak isimlendirirler. Kalenin üç tarafı bahçelerle, içinde oturulan evler ve tarlalarla çevrilidir. 2005 yılının son günlerinde meydana gelen 7,8 rişterlik kuvvetli bir depremde ağır hasar gören Erg-i Bem UNESCO’nun yardımıyla onarılmaktadır. 

 

 GİLAN

Deniz, Orman ve Doğa

     Cennetin yeryüzündeki bir parçası olarak adlandırılan Gilan eyaleti, komşu eyaletlerin birbirleriyle irtibat sağladığı ulaşım yoludur. Yemyeşil ormanları ve masmavi deniziyle Tahran-Orta Asya ve Avrupa yolu üzerinde yer alır. Önemli şehirleri, Lahican, Bender enzeli, Rudbar, Taleş, Astara, Fomen, Lengrud, Rudsar,Mancil, Loşan, Somesara ve Masule’dir.  

 

Görülecek Yerler:  

Reşt Şehri: Gilan eyaletinin merkezi olan Reşt şehrinin tarihî geçmişi hakkında toplu bilgi yoktur. Ancak, ilk  defa hicri kameri dördüncü yüzyılda Hudûdü’l-Alem eserinin yazarı Reşt’den bahsetmiştir. Kimi araştırmacılar da Reşt isminin “reşten”, “risiden” masdarından geldiğini ve reştî kelimesinin anlamının “risende” (ören) anlamına geldiğine inanırlar. Bir zamanlar Reşt ve Gilan şehirlerinin ipek böceği yetiştirciliğinin merkezi olduğu ve Rusya aracılığıyla Avrupa’ya en güzel ipekleri ihraç ettiği göz önünde bulundurulursa son teorinin uzak bir ihtimal olmadığı görülür. 

 Mirzâ Türbesi: Reşt şehrinin Selimandarab mahallesinde Mirza Hüseyn Han Kesmaî ve Rus işgaline karşı verilen mücadelenin liderliğini yapan din âlimi Küçük Mirza (Mirza Küçük Han) gibi ünlü karakterlerin türbeleri bulunur.  

 Kulah-Firengî (Fötür Şapka): Şehir parkının kuzey tarafında bulunan Kulah-Firengî binası üç katlı bir binadır. Bina, bir kenarı artı şeklinde dikdörtgen biçiminde sonlanan sekizgen biçiminde yapılmıştır.  

 

Reşt Pazarı: Reşt’e giden her yolcu hediye almak amacıyla Reşt Pazarı’na uğrar. El sanatları ürünlerinden, yerel tarım ürünlerine kadar her şey bulunur bu pazarda. Günün bazı saatlerinde öylesine kalabalık olur ki, insanlar yürümekte zorlanırlar. Reşt Pazarı’nın en önemli özelliklerinden biri Gilan’ın Rudbar kentinde yetişen zeytin çeşitleridir. Reşt’lilerce “Zeytun Perverde” denilen sofralık zetinin bir çok çeşidi bulunur burada..

Gilan’ın batısında yer alan Taleş dağları gibi başta bâkir bölgeler olmak üzere Gilan’ın yemyeşil doğası benzersiz bir çekiciliğe sahiptir. Dünyanın en önemli ve en güzel su birikintilerinden biri olan Enzelî de hayret verici manzaralara sahiptir. Bitki ve kuş çeşitleri onu daha da güzelleştirmiş ve daha büyülü bir hale getirmiştir.



Bender Enzeli (Enzeli Limanı) :
Dünyanın en geniş ölü gölü (mordab), Enzeli limanında bulunmaktadır. Doğal güzellikleriyle göz kamaştıran bu göl türistik gezilerin düzenlendiği yerlerin en başında gelmektedir. Yabani kuş çeşitlerinin barınağı haline gelen göl koruma altına alınmış avlanma alanı olarak uygulanmaktadır.

 

Tarihi Masule Kenti : Gezginlerin vaad yeri olan Masule şüphesiz İran’ın en güzel antik şehri sayılmaktadır. Şehir örgüsü ve mimarîsi, bölge halkının ruhu ile denge kurarak kendine özgü orijinalliği yansıtmaktadır.

 

 MAZENDERAN

Cennetin Yeryüzündeki Görünümü

Coğrafî açıdan dağlık ve ovalık iki kısımdan oluşur. Mazenderan eyaletinin merkezi Sârî şehridir. Diğer önemli şehirleri; Amul, Babil, No-şehr (Yenişehir), Kelâr-deşt, Bih-şehr, Kâim-şehr, Nûr, Çâlus, Tonekabûn, Sevadkû'dur.    

 

Görülecek Yerler: Hangi yönden Mazenderan'a yolculuk yaparsanız yapın, bu eyalete girdiğinizde ilk önce yeşillikler, saf su kaynakları, şelaleler ve benzersiz dağlık alanlar sizin görme alanınızı kaplar.

 

Râmser Sarayı: Râmser şehrinde, tarihî  Ramser Sarayı, Râmser Kaplıcası; Kelâr-deşt şehrinde   rüyamsı   Veleşt   Gölü;  Nur  Caddesi'nde    Goşil   soğuk  su  kaynağı  Nur’u   ve Nur Botanik Parkı, Tonekâbun'da Çâlûs No- şehri ve Caddesi'nde Nemek-Abrûd gezinti alanları; Nevruz’un ilk günlerinde açan kokulu gülleriyle insanın koku alma duyusunu hoş kokusuyla büyüleyen Sisengan Parkı..

 

 Veleşt Gölü:

Abbas-abâd ve bilahere vahşi hayatın sığınağı ve İran'ın meşhur sarı ceylanının yaşam alanı olan Nâz Çölü; Miyânkâle'deki çok güzel tabiat ortamıyla birlikte Tâlâb (durgun su birikintisi), bunların hepsi sizin güzel Nevrûz günlerinizi neşelendirip ferahlatabilir. Eşsiz bir dinginliğe sahip ve bazen tufanlarıyla daha da bir görülmeye değer olan Hazar'ın güzel sahili bütün günleri sizin için Nevrûz yapar. Firûzkûh’un etrafında Kedûk yamacından aşağı inerken Elborz sıra dağlarının kuzey eteklerinde  bir yılan gibi kıvrılıp üçe ayrılan –ki bu üç hatta Telâ denir- demir yolu tarihî Versek Köprüsü ile Talar Irmağı’nın kenarındaki sık Sevadkûh ormanları karşınıza çıkar. Eğer Laricân tarafından giderseniz arkasında güzel bir göl oluşturan Heraz Vesed-lâr botanik parkı size huzur verecektir.

  

 BÛ-ŞEHR

Yiğitler Beşiği

      En son idarî bölümlemelere göre Bû-Şehr eyaleti, sekiz metropol, on üç şehir, on yedi ilçe, otuz altı köy ve yedi yüz altı kasabadan oluşmaktadır. Bû-Şehr eyaletinin metropolleri şunlardır: Bû-Şehr, Tengistân, Deşistân, Deyr, Deylem, Kengân, Gonave ve Deşti.  

 Görülecek Yerler: 

Hârk (Khark) Adası: Bu ada, Bû-Şehr limanının yakınında yer alır. Çok eski bir geçmişe sahiptir. Adanın turistik yerleri arasında Sasanîler Dönemi’ne ait kilise ve yine aynı döneme ait altmış odalı manastır sayılabilir.

 Melek İmareti:

     İmaret önceki yüzyıla ait külliyeye ve dört bin m2’lik yeraltı yapısına sahiptir. Eyalette bulunan diğer tarihî eserler arasından Reisali Divarî’nin evine, Koroş Sarayı’na, Berezcan Kalesi’ne, Kıvam Sarnıcı’na, İngiliz Generali Kabri’ne, Generaller Mezarlığı’na, Kutsal Mesih Kilisesi’ne değinilebilir.

 Bû-Şehr Eyaletinin Sahilleri: Bû-Şehr eyaleti sahilleri tür açısından iki farklı bölüme ayrılır. Birisi kumsallar diğeri kayalıklar. Kireçli yapılar ve su hareketlerinden kaynaklanan aşınmalardan dolayı görülmeye değer manzaralı kayalık sahiller oluşmuştur. Sahile yakın sularda yüzülebilir, kayıkla gezintiye çıkabilir ve su kayağı yapabilirsiniz. 

 İngiliz General Kabri: Kabir Bû-Şehr’deki İmam Hümeynî Caddesi üzerindedir. Kabir obelisk şeklinde olup belediye parkı içerisindedir. Bu tarz kabirlerin kaynağı Mısır’dır.

 Erdeşir Köşkü: Firuzabâd’da bulunan bu köşk birbirine kireç harcı ile yapıştırılmış düz taşlardan yapılmıştır. Köşkün altyapısı haç şeklindedir. Köşk yuvarlak odalara sahiptir.  

 El Sanatları ve Hediyelik Eşya:  Ağ örmeciliği, halı, kilim, keçe, abâ (Arap erkeklerinin giydiği uzun elbise-cübbe) dokumacılığı, çanak-çömlekçilik, hasır örmeciliği, çarıkçılık, sepet örmeciliği Bû-Şehr eyaletinin başlıca el sanatlarını oluşturur.  Eyaletin en tanınan hediyelikleri ise, hurma, balık ve karidestir.  

  

ÇAHARMAHAL VE BAHTİYARÎ

 Lale Bahçesi

      Çaharmahal ve Bahtiyarî eyaleti, Zagros sıra dağlarının merkezinde ve İsfahan eyaleti etrafında yer almaktadır. Eyalet, kuzey ve doğu yönünden İsfahan eyaleti, batı yönünden Hûzistân eyaleti ve güney yönünden Kohkiluye ve Bûyer Ahmed eyaleti ile çevrilidir.       En son idari bölümlemelere göre Çaharmahal ve Bahtiyarî eyaleti, beş metropol, on yedi şehir, on ilçe ve otuz dört köye sahiptir. Eyaletin büyük şehirleri şunlardan ibarettir: Şehr-i Kord, Burucen, Lerdegân, Farsan ve Erdel.  

 

Görülecek Yerler:  

 Zâyende Irmağı:

     Zâyende Irmağı, Karakuş’tan Saman yakınlarındaki Çelvan’ın sonuna kadar  insan topluluklarının dinlenme yeri haline gelmiştir. Bu bölge Karakûş, Kermi Gûgan, Markede, Kûçan, Sadıkabâd gibi güzel köyleriyle yıl boyunca yerli ve yabancı binlerce aileyi kendine çekmektedir.  

 Lordegân:  Tarım bölgesi ve çeltik tarlalarıyla kaplı olan Lerdegân ırmağı sahilleri çok güzel manzaralarla kaplıdır. Özellikle sonbahar ve kış mevsimlerinde daha da güzelleşmektedir.  

 Dezek Kalesi: Dezek köyünün güney doğusunda yer alan bu kale, iki kattan yapılmış olup oldukça görkemli görünüşe sahiptir. Birinci katta, iki taraftan kalenin büyük alanına çıkan giriş koridoru vardır. Giriş koridorunun iki yanında dört eyvân bulunur. Dört eyvânın ikisi kuzey yönüne, diğer ikisi ise güney yönüne dönüktür ve birkaç oda ve depodan oluşmaktadır.  

 Zaman Han Köprüsü:  Köprü, Şehr-i Kord’ün yirmi dokuz kilometre kuzeyinde yer alan eyaletin değerli ve eski eserlerinden birisidir. Geçmiş dönemlerde Bahtiyarî aşiretleri bu köprü üzerinden geçiş yapmışlardır. Köprü Zaman Han isminde bir aşiret reisi tarafından yaptırılmıştır.  

  Pir Gar: Mesrutiyet yazıları bu mağarada  insanların eğlence mekânlarındandır. Bu mağarada su taşların arasından akmaktadır.

 

ERDEBİL

Şifalı Kaplıcalar Diyarı

En yeni idari bölümlemelere göre Erdebil eyaleti, altı metropol, on altı ilçe, altı köy ve iki bin yüz doksan üç kasabadan oluşur. Erdebil eyaletinin büyük şehirleri şunlardan ibarettir: Nemin, Neyr, Serayn, Bilesevâr, Parsabâd, Aslandûz, Halhal, Kevser,Germî.  

 

Görülecek Yerler :  

 Serayn Kaynak Suları: Erdebil’in batısında yer alan Serayn veya Serkin şehrinin Erdebil’e uzaklığı yirmi sekiz kilometredir.     Serayn sıcak su ve içme sularıyla halkın ilgisini çekmeden önce küçük bir köydü. Sıcak sularında silis çok fazladır. İncelemeler sonucunda tüm sıcak suların tek bir kaynaktan geldikleri, asıl suyun sıcak olup yer altından çıktığı görülmüştür. Serayn kaplıcaları dinlendirici etkilere sahiptir. Sinir hastalıklarına, romatizmaya iyi gelmektedir.

 

 Deşt-i Muğân: Hazar Denizi’nin batısında, 300-350 bin hektarlık bir alanda yer alır. Bu çöl, üç dereceden otuz beş dereceye kadar değişen sıcaklığıyla Erdebil eyaletinin çiftçilik ve hayvancılık merkezlerinden birisidir. Muğân toprağının verimliliği, özel bölgesel konumu sayesinde hububat ve yeşillik yetiştirilen merkezlerdendir.  

 

Hudâ-Aferin Köprüsü: Aras nehri üzerine 100 metre arayla birbirinin üzerine yapılmış iki köprü vardır. Bu  köprüler Hudâ-Aferin ismiyle meşhur olmuştur. Birincisi, hicrî 6. yüzyıla (Selçuklular Dönemi) ait olup 160 metre uzunluğundadır (Köprünün 120 metresi İran’a, 40 metresi Azerbaycan’a aittir). 15 kemere sahiptir. Bu kemerlerin sütunları nehrin içindeki doğal kayalardan yapılmıştır.  

 

 Ormanlar ve Koruklar: Eyaletin ovalık, dağlık alanlarının ve ırmaklarının bitki örtüsüyle kaplı olmasının yanı sıra Halhal şehrinde de turistik açıdan öneme sahip sık ormanlar vardır. Ayrıca, Sebelân Dağı’nın doğu eteklerinde bölgenin tamamına yakınını kaplayan göz alıcı ormanlık alanlarlar da mevcuttur. Bu ormanlardaki aç türü genellikle fındık ağacıdır. Bu ormanlar Erdebil eyaletinin en önemli gezinti yerleridir.  

 

“Allah Allah” Künbedi: Allah Allah Künbedi’nin yüksekliği 17,5 metredir. İç yüzeyi ayetlerle, deri üstüne  işlemelerle ve mozaiklerle süslenmiştir. Dış yüzeyi ise, süsleme sanatının birkaç tarzından yararlanılarak bezenmiştir. Künbedin yan yüzeyleri firuze çinileriyle “Allah” kelimesinin tekrar edilmesiyle süslenmiş ve bundan ötürü Allah Allah Künbedi ismiyle meşhur olmuştur.

 

Sabelân Dağı ve Etekleri:  Erdebil’in batısındaki Sebelân Dağı’nın denizden yüksekliği 4811 metredir. Karasu ırmağının kuzeybatısından başlayan sönmüş Sebelân yanardağı doğu-batı yönünde 60 kilometre boyunca devam eder. Genişliği ise 48 kilometredir.  

 

 

GÜLİSTAN

Dört Mevsim Ülkesi

     Sıcaklık ve yağış özelliklerinden, kuru, rutubetli ve yarı-rutubetli havasından, dağlık bölgelerdeki soğuk havasından Akdeniz ikliminden dolayı bu eyalette havanın ve suyun tüm çeşitleri görülebilir.  

 

Görülecek Yerler:       

  İmamzade Nûr:  İmamzade İshak bin Musa bin Cafer, Gorgan şehrinin manevi ve ruhani övünçlerinden birisidir. Gorgan şehrinin Serçeşme mahallesinde yer alan türbesi altı yüzyıllık geçmişe sahiptir. İshak bin Musa bin Cafer, İmam Rıza (a.s.)’nın kardeşidir. Bu imamzadeyi ziyarete gelenlerin çoğu öğrenci, esnaf ve otuz yaş altı insanlardır.  

  Kabus Burcu, Kavus Künbedi: Gonbed şehrinin gezi parkının kuzeyinde yer alan burc ajurlarla yapılmıştır. Bin yıldan bu yana toprak bir tepenin üzerinden kendisini sergilemektedir

   Nahar-Horan Ormanı: Gorgan şehrinin yedi kilometre güneyindeki otobanı geçtikten sonra yeşil ağaçlarla ve Allah vergisi doğal güzelliklerin bir görünümü olan Nahar-Horan Ormanı ile karşılaşırsınız. Müstesna konumu itibariyle Nahar-Horan Ormanı yabancı ülkelerin turistik rehberlerinde de tanıtılmıştır. Nahar-Horan Ormanı’nda geceli gündüzlü kalmak için pansiyonlar mevcuttur.

 

 Gülistan Milli Parkı:

İran’da ilk milli park ünvanını alan park Gülistan Milli Parkı’dır. Gülistan Parkı, Simnan ve Horasân havzasında yer alır. Dağlık bir bölge üzerine kurulmuştur. Gülistan Milli Parkı, sayısız tabiî güzelliği, sık ormanları, çeşitli bitki ve canlı türleriyle dünyadaki sayılı bölgelerden biridir. Gülistan Milli Parkı’nın görülmeye değer manzaralarından biri de yer yer görülen kendine özgü güzellikleriyle şelaleleridir. Parkın doğu ve batısında yirmiden fazla şelale bulunmaktadır.

 

HÛZİSTÂN

 Fısıldayan Gelin Kervanı

      67282 km2'den fazla yüz ölçümüyle Hûzistân eyaleti İran’ın güneybatısında yer alır. Hûzistân eyaleti kuzeyde Loristân, kuzeydoğuda İsfahan, kuzeybatıda İlâm ve doğusu ile güneydoğusunda Çaharmahali Bahtiyarî eyaletleri ile çevrilidir. Eyaletin güneyinde Fars Körfezi bulunmaktadır.

 Görülecek Yerler:   

Şûşter Şelaleleri: Hûzistân eyaleti eskiden beri turistleri çekerek önemli ve çeşitli boyutlara sahip olmuştur. Eyaletin çekiciliği biçim ve nitelik açısından iki bölüme ayrılır:

1- Doğal çekicilikler; Şûşter’deki şelaleler, Endimşek’teki Dez baraj gölü, Mescid-i Süleyman’daki Şehid Abbaspûr baraj gölü, Bağmelek’deki İmamzâde Abdullah Türbesi ve Karûn ve Ervend ırmaklarında kayık çekmek eyaletin doğal çekiciliklerine örnek verilebilir.

 2- Antik çekicilikle ve dinî ziyaret yerleri; Hûzistân eyaleti önceki uygarlıkların ortaya çıkış ve yıkılış dönemlerinden kalma birçok anıta sahiptir

 Danyal Nebî:  Dinî ziyaretlerin varlığı her yıl yurt içi ve dışından bu eserleri seven binlerce insanın bu bölgeye yolculuk yapmalarına sebep olmaktadır. Ayrıca Danyal Nebi Kabri İran’daki Musevîlerin en önemli ziyaret mekanıdır.  

 

El Sanatları ve Hediyelik Eşya:

     Hûzistân eyaletinin en önemli el sanatı ürünleri şunlardan ibarettir: Halı dokumacılığı, nakışçılık, çefiye (Arap erkeklerinin kullandığı bir tür baş örtüsü) dokumacılığı, makina (kadınların kullandığı bir tür baş örtüsü) dokumacılığı, keçe-kilim (câcîm) dokumacılığı, Bu ürünleri dokuma merkezleri Şûşter, Dezfûl ve Şâdegân şehirleridir.

  

HÜRMÜZGÂN

Rüyamsı Hera Ormanları

     En son idarî bölümlemelere göre Hürmüzgân eyaleti sekiz metropol, yirmi bir ilçe, altmış dokuz köy ve iki bin kırk altı bucaktan oluşmaktadır. Eyaletin büyük şehirleri; Bender-Abbas, Bender-Lenge, Minab, Rûdan, Kaşm, Casek, Hacıabâd ve Ebû-Musa’dan ibarettir. Ayrıca, Ebû-Musa, Beniferur, Teneb-i Bozorg ve Kuçek, Seyri, Şetur, Ferur, Kiş, Lavan, Kaşm, Larek, Hürmüz, Hendurabî ve Hengam isimli büyüklü küçüklü on dört ada söz konusu eyaletin adalarından bir kaçıdır.  

Görülecek Yerler:  

Bender-Abbas: Dördüncü yüzyılda şu anki Bender-Abbas etrafında Soro adında küçük bir liman ve köy vardı. Kimileri dördüncü yüzyıl coğrafyacılarının da değindiği bu limanın denizin yanındaki küçük köy şeklinde isimlendirilen Şehir olduğuna inanırlar.  Portekizlerin işgalinden önce “Gamberon” adıyla anılan bu şehir, Safevi Sultanı Şah Abbas tarafından geri alındıktan sonra Bender-i Abbas (Abbas Limanı) olarak adlandırıldı.

  

Qeşm Adası:

     Kaşm Adası İran’ın en büyük adasıdır. Ada Hürmüz Boğazının kuzeybatısında yer alır. Boyu yüz on beş kilometre ve eni on ila otuz beş kilometre arasında değişmektedir. Adanın merkezi olan Kaşm şehri adanın kuzeydoğusundadır ve genişliği üç kilometre, deniz seviyesinden yüksekliği ise on metredir.

Seyyid Muzaffer Türbesi / Bandar Abbas

  

Kiş Adası:

    Elips şeklinde olan Kiş Adası’nın yüzölçümü 7.89 km2, boyu yüz elli altı ve eni yedi kilometredir. Bender-Abbas’ın güneybatısında ve Fars Körfezi’nin suları arasında yer alır.  Mercan  Adası’nın eşine az rastlanır sahilleri yalnızca yılın muhtelif mevsimleri boyunca değil, günün muhtelif saatleri arasında tabiatın çok çeşitli ve çok güzel manzaralarını gözler önüne serer. Kiş sahilleri doğuda, kuzey doğuda ve güneyde dünyanın en güzel sahilleri olarak tanınır. Adanın güneybatı sahillerinde gün batışının en güzel manzaraları izlenebilir.       

 

Hera Ormanları:

     Dağınık halde Hürmüz Boğazı’ndan doğuya doğru ve Hint Okyanusu Umman Sahilleri’nde ortaya çıkan ve koruma altındaki Hera Ormanları İran’ın güney sahileri ekosisteminin özelliklerindendir.

  

       Hindu Mabedi / Bandar Abbas

 

 KAZVİN

  Kazvin, 1995 yılına kadar Tahran eyaletinin siyasî-idarî sınırları içerisinde idi. 1995 yılında Kazvin şehri Tahran eyaletinden ayrıldı ve Zencân eyaletinden ayrılan Takistan ile birleşerek Kazvin eyaleti ismini aldı. Kazvin eyaleti, son idarî bölümlemeye göre, iki metropol, on ilçe, on iki şehir, otuz yedi köy ve dokuz yüz otuz altı bucaktan oluşmaktadır. Kazvin ve Takistan eyaletin iki büyük şehridir.  

 

 

Görülecek Yerler:  

 Kazvin Kapısı:

    Reşt, Bağşah, Derb-i Kuşek, Tebriz, Eski Tahran Kapısı, Şeyh Abâd, İmamzâde Hüseyin, Hendekbâr isimli sekiz kapıya sahiptir. Bugün bu kapıdan Kuşek ve Eski Tahran Kapısı ayakta kalabilmiştir.

 

Çehel Sutûn Sarayı: Bu yapıt, Safevîler Dönemi’nde (Kazvin’in başkent olduğu dönemde) fötür şapka olarak tanınırdı. Yapıt, padişah sarayı olup Safevî şahı Tahmasıb zamanında Türk bir mimarın planı üzerinden çok küçük bir santranç üslubu şeklinde yapılmıştır. Çok güzel ince ve zarif ahşap işlemeli pencereleri vardır.

 

Rûdbâr Alamut’un Doğal Manzaraları:  Elborz sıra dağlarının güney eteklerinde Kazvin şehrinin kuzeyinde yer alan Alamut çok kar ve yağış almasından dolayı bol sulu ırmaklara, lezzetli kaynaklara, meyve bahçelerine, yemyeşil tarlalara ve sessiz bir o kadar da  doğal yazlık yaylalara sahiptir.

 

Mescidü’n-Nebi:

     Bu mescid, genişlik ve büyüklük açısından, mimarî üslup ve yapılışında izlenilen zevk açısından Kazvin şehrinin en önemli mescitlerinden biri sayılır. Mescidin inşaasının Safevîler Dönemi’nde başlandığı söylenmektedir. Safevîlerin düşüşünden sonra ilgisizlik yüzünden hızlı bir biçimde tahrip olmuş ve Gacarlar zamanında restore edilmiştir.

  Alamut Kalesi : Meşhur İsmaili mezhebinin önderlerinden İran’lı “Hasan Sabbah” Selçukluların saldırısından korunmak için Gazvin’in Alamut Dağları’nın en yüksek noktasında sağlam bir kale yaptırarak, uzun süre buradan mücadelesini sürdürmüştür. Bu kale tarih araştırmacıları ve diğer meraklıların ilgi odağı olmuştur. Zor şartlara rağmen her sene yüzlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir.

 

Avan Gölü: Avan Dağı’nın kuzey eteklerinde Avan ismiyle meşhur olmuş bir göl vardır. Bu güzel gölün boyu ve eni 500 metredir. Bu gölün suyu içindeki bir kaynaktan gelmektedir.

 Şah Abbas Köprüsü:

    Kazvin’den Buyin-zehra şehrine doğru giden yolda Şah Abbas zamanında yapılmış bir köprü vardır.  Son zamanlarda bu köprünün yanında ve ona paralel olarak yeni bir demir köprü yapılmıştır.

 El Sanatları ve Hediyelik Eşya: Köylerde kilim, halı ve keçe kilim dokuma, kaşık ve  tarak gibi ince ahşap oymacılığından yapma el sanatları görülür. Hediyelikleri ise, baklava, kuru üzüm, fıstık, badem ve cevizden ibarettir.

  

KOHGİLUYE VE BÛYER AHMED

Doğa Ressamının Becerisi

     Eyalet coğrafî konum itibariyle İran’ın güney batısında yer almaktadır. Yaklaşık olarak 16.264 km2 genişliğe sahiptir. Fars, İsfahan, Çaharmahal ve Bahtiyarî, Hûzistân ve Bû-şehr eyaletlerinin ortasındadır. Kohkiluye ve Bûyer Ahmed eyaleti iki sıcak bölgeden ve toplam üç metropol ve yedi şehirden oluşmaktadır.

 

 Görülecek Yerler:  

Hızır Dehdeşt Türbesi: Dört köşeli bu küçük yapı derviş hankahlarına ve çilehanelerine oldukça benzemektedir. Önceleri Mâbet olan yapı camiiye dönüştürüldükten sonra Hızır (a.) adını almıştır. Yapının yapılış tarihi ve kimin yaptığı hakkında bilgi yoktur.  

 

Belkîş Çeşmesi: On hektarlık bir alan üzerine kurulmuş olan büyük bir bağ, sık ağaçlıklarla kaplıdır. Hali hazırda bölgenin mesire yeri, öğrenci gezi ve pikniklerinin  düzenlendiği bir yerdir. Burada bulunan doğal bir çeşme Belkîs Çeşmesi olarak adlandırılmıştır. Bu isim muhtemelen Seba Kraliçesi’nden alınmıştır. Bazı bölge halkı çeşmenin Belkis tarafından yaptırldığına inanmaktadırlar.

 Yasûc Şelalesi: Yâsûc şehrine dört kilometre uzaklıkta yeşillik ve görülmeye değer bir alan içerisinde suyu hiç eksilmeyen çok güzel bir şelale vardır. Yasûc şehrine yakınlığından ve havasından dolayı gezinti yerine dönüşmüştür.

 El Sanatları ve Hediyelik Eşya: Eyaletin başlıca el sanatları, çeşitli kilim ve halı, keçe, sofra ve keçeden yapılan kilim dokumacılığıdır. Eyaletin en çok bilinen hediyelikleri ise, Yasûc’da ceviz ve elma, dağlık bölgelere özgü mantar, bal, tereyağı ve şifalı bitkilerden oluşmaktadır.  

 

 MERKEZÎ

 Tüm Mevsimler İçin Bir Müze  

     Kuzeyde Tahran ve Zencân eyaletleriyle, batıda Hamedan eyaletiyle, güneyde İsfahan ve Loristan eyaletiyle ve doğuda isfahan ile Simnan eyaletleriyle komşudur. Eyaletin merkezi Erak şehri olup ona bağlı diğer şehirler şunlardır: Save, Hamin, Mahallati, Serbend (Şazend), Teferruş, Delican, ve Aştiyan.    

 

Görülecek Yerler:  

Sipehdar Medresesi: Erak Sipehdar Medresesi Gacarlar döneminden kalma bir başka tarihî binadır. Büyük Sipehdar’ın emriyle Erak Pazarı ile aynı zamanda yapılmıştır. Medrese Erak’daki ilk ilim merkezidir. Ayetullah Abdulkerim Hairi, Ayetullah Seyyid Muhammed Rıza Golpeygani, Ayetullah Ahmed Hansari ve İmam Hümeyni gibi büyük alimler bu medresede yetişmiştir.

 

Çehar Fasl (Dört Mevsim) Hamamı: Günümüzde müze olan Erak Çehar Fasl Hamamı tarihî binası Gacarlar döneminde yaşamış Hacı Muhammed İbrahim Hansari tarafından erkekler, kadınlar ve dini azınlıklar bölümü olmak üzere üç kısım şeklinde yapılmıştır.  

 

Erak Pazarı: Erak Pazarı tarihî binası da hg. 13. yüzyıl şehirciliğinin önemli örneklerindendir. Erak Pazarını zamanın hükümdarı Büyük Sipehdar (Sepahra-ı A’zam) yaptırmıştır. Pazar eskiden beri şehrin ticaret ve ekonomi merkezi hatta kilim yapımında kullanılan malzemelerin sunulduğu merkez olarak tanınmaktadır.

Ateşkûh Ateşkedesi: Nim ve Mahallat şehirlerine sekiz kilometre uzaklıktaki Ateşkûh Ateşkedesi eyaletin bir diğer değerli tarihî yapıtıdır. Ateşkede bir eyvan ve ona bağlı binalardan oluşmaktadır. Eser Sasanîler Dönemi’ne aittir. Bu tarihî binanın özelliklerinden birisi de duvar işçiliğinde bir metreden fazla kalınlıktaki taşların kullanılmış olmasıdır.

El Sanatları ve Hediyelik Eşya:  Erak eyaletinin meşhur el sanatları ve hediyelikleri şunlardır: Erak’ta çarıkçılık, kuru üzüm, üzüm, tatlı ekmek, bamya, halı ve kilim; Aştiyan’da sabun; Teferrüş’de ceviz ve sarmısak; Save’de nar ,Mahallat’ta  da gül ve şekerli helva.

 

 

SEMNAN

 Çölün Sonsuzluğundaki Huzur

    Simnan eyaleti hali hazırda dört metropol, on dört şehir, on ilçe ve yirmi yedi bucaktan oluşmaktadır. Büyük şehirleri şunlardır: Simnan, Şahrud, Dameğan ve Germsar.  

 

Görülecek Yerler:  

 Arg-i Simnan Dervazesi:  Gacarlar dönemine ait değerli tarihî eserlerden birisi olan Arg-i Simnan Dervazesi Nasireddin Şah zamanında yapılmıştır. Giriş kapısının üzerine Gacar  şahının ve Rüstem ile Beyaz Dev’in savaşının resmi güzel bir biçimde yedi renkli çiniler kullanılarak işlenmiştir.

 

Ali Çeşmesi ve İmareti: Dameğan şehrine otuz beş kilometre uzaklıkta yer alan bu çeşme eskiden beri çekiciliğe sahip merkanlardan olmuştur. Eskiden hükümdarların ve padişahların gezinti mahalli idi. Gacarlar’ın ilk padişahları Dameğan şehrine duydukları ilginin yanında Ali Çeşmesi’ne de oldukça ilgi göstermişlerdir.

 

Ahvan Şah Süleyman Kervansarayı:   Bu Kervansaray Simnan’a kırk iki kilometre mesafede yer almaktadır. Şah Süleyman Safevî zamanından, hicri kameri 1097 yılında Ahvaz ve Simnan’dan Sekizinci İmam’ı ziyaret etmek amacıyla Meşhed’e giden ziyaretçilerinin dinlenmeleri için yaptırılmıştır. Zamanla Şah-ı Abbasî ismini almıştır.  

 

Çehel Dohterân (Kırk Kızkardeş) Burcu:     Çehel Dohter veya Çehel Dohrterân ismiyle bilinen yarı yıkık burç ismini dünyadan el etek çekip çamur ve tuğla ile bu burcu yapan kırk kızkardeşten almıştır.

  

El Sanatları ve Hediyelik Eşya:

     Simnan eyaleti İran’ın hatırı sayılır el sanatları merkezlerindendir. Eyalette halı, kilim, keçe dokumacılığı, seramik ve çömlekçilik gibi el sanatları devam ettirilmekte ve bunların her birisi ziyaretçiler için değerli birer hediye sayılmaktadır.  

 

Bayezid-i Bestami : Sultanul-arifin lakabıyla da anılan büyük İran’lı mutasavvıf İsa bin Tayfur  Bayezid, tahminen Hicri 2. yüzyılın ilk yarısında Komes (Semnan) eyaletinin Bestam kentinde doğmuştur (Fasih Ahmed Hâfi onun doğum yılını H.G 131 olarak zikr etmektedir). Dedesi Saruşan Zerdüşt dinine mesup olup daha sonra mülüman olduğu söylenmektedir. Bazı kaynaklara göre Bayezid 113 veya 303 hocadan eğitim alarak kendini çok iyi yetiştirmiş, daha sonra İslam Dünyasının çeşitli coğrafyalarına yolculuk ederek bilgilerini zenginleştirmiştir. Bazılarına göre İmam Cafer Sadık Hazretlerinin (Şiilerin 6. İmamı) yanında iki yıl kalmış ve onun talebesi olmuştur. İmam Muhammed Gazali, Bayezid-i Bestami’nin yazılı eserlerinden yararlandığını yazsa da ondan geriye hiç bir yazılı eser kalmamıştır. Vefatı ile ilgili iki ayrı tarih zikr edilmektedir. Ancak yaygın olan tarih H. 234 yılıdır ve bu tarihte o 103 yaşındaydı. Mezarı vafat ettiği Bestam şehrinde bulunmaktadır.

  

SİSTAN VE BELUÇİSTÂN

 Gün Ortası Bölgesine Selam

     Sistan ve Beluçistân eyaletinin kuzeyinde Horasân ve Afganistan, doğusunda Afganistan ve Pakistan, güneyünde Umman Denizi ve batısında Kirman eyaleti ile komşudur. Eyaletin önemli şehirleri şunlardır: Zahedan, Çabhar, Zabel, İranşehr ve Servan.  

GörülecekYerler :  

İmamzade Gulam Resûl: Yüksek bir künbete sahip bu yapı Timurlar dönemine aittir. Yıldız şeklinde süslemelere sahip olup çok nefis ince alçı işlemelerle bezenmiştir.  

 

Hâce Dağı:  Yaklaşık olarak 900 metre yüksekliğindeki bu dağ Hamûn Denizi’nin ortasındaki bir adaya benzemektedir. Dağın zirvesinde miladi birinci yüzyıldan kalma bir ateşkede vardır ve ateşkede etrafındaki yıkıntılar Eşkanî ve Samanî Dönemleri’ne aittir.

  

Şehr-i Sûhte (Yanmış Şehir): Bu şehirden kalma eserler bu uygarlığın geçmişinin Bernezlere dayandığı izlenimi vermektedir. Ayakta kalabilmiş yapılar genellikle altı veya on odalı olup kısa duvarlarla birbirlerinden ayrılmaktadırlar. Renkli hayvan figürlü çanak-çömlekler ve insan figürlü bakır ve metal eşyalar bu şehirde bulunmuş antik eserlerdendir.  

 

 Sam Kalesi: Düzensiz yamuk biçimindeki bu yapı Zahedan-Zabel karayolunun yirmi sekizinci kilometresindedir. Doğudan batıya uzunluğu 376 metre ve güneyden kuzeye uzunluğu ise 296 metredir. Güneyinde ve kuzeyinde iki giriş kapısı vardır. Kapıların herbiri iki gözetleme kulesine sahiptir. Kale Partlar dönemi’ne aittir.

 

 ZENCÂN

Sultaniye Künbedi; İslâmî İran Mimarîsinin Doruk Noktası

     İran’ın diğer yedi eyaletiyle komşu olan eyaletlerinden biri olan Zencân eyaleti üç metropol, sekiz şehir, on üç ilçe, kırk dört köy ve dokuz yüz seksen bir bucağa sahiptir. Zencân eyaletinin büyük şehirleri, Zencân, Ebher ve Hudâbende’den ibarettir. 

  

Görülecek Yerler:

 Sultaniye Künbeti:

     Eski Kale’nin (Arg-ı Salatanatî) güneybatı bölgesinde yer alan Sultaniye Künbeti İslâm mimarîsinin en büyük belki de en gösterişli yapıtlarındandır.

İmamzâde Zeydü’l-Kebir Türbesi: İmamzâde Zeydü’l-Kebir Türbesi Mutahharî Caddesi’nin sonunda yer alır. Koni biçimindeki künbeti acurdan yapılmıştır.

Zencân Tarihî Çamaşırhanesi:  Bu çamaşırhane, şehrin tarihî yapısının merkezinde ve Baba Cemal Çukuru şeklinde tanınan bölgede yapılmıştır

 Tarihî Çelebioğlu Yapıtı:      Sultaniye’nin güneybatısında Çelebioğlu Türbesi’nin kalıntıları yer alır. Çelebioğlu Sultan Veled’in oğlu ve Mevlana’nın torunudur. Arkeologlar bu kalıntıların Sultan Çelebi zamanına ait olduğunu söylemiş ve yapılış tarihinin Hicri  Kamerî  728 yılı olabileceğini söylemişlerdir.  

 

Mîr Bahattin Köprüsü:

Zencân’da Zencân ırmağı üzerinde yer alan köprü Gacarlar Dönemi’nde yapılmıştır.

 

El Sanatları ve Hediyelik Eşya:

     Zencân el sanatları göz alıcı bir görkeme sahiptir. Zencânlı sanatçıların ve zanaatkârların yapıtları bugün dünya müzelerinin övünç kaynaklarındandır. Zencân el sanatları şu şekilde sıralanabilir: Bıçakçılık, kilim dokumacılığı ve çarıkçılık.  

 


İran İslam Cumhuriyeti Ankara Kültür Müsteşarlığı 1993 ve 1995 ikili anlaşmasına uyarak İran Kültürünü Türkiye'de tanıtmaktadır ve iki ülkenin kültürel ilişkilerini geliştirilmesinde önemli adımlar atmayı umuyordur.

Adres: Gazi Osman Paşa Mahallesi, Reşit galip Cd. No:77, Çankaya, Ankara / Türkiye

İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı


  irankulturevi@yahoo.com
 Tel: +90 312 448 0050